Hey Dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hey Dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.09.2011

1.Topluiğne Beste Yarışması Şarkıları

1. Topluiğne Beste Yarışması Şarkıları
2011 ((Ev Yapımı- El Tasarımı Sanal Dijital Albüm)
1974 Hafif Müzik Derneği 1. Topluiğne Beste Yarışması'nda dereceye giren tüm şarkılar ve diğer finalistler
DERECEYE GİREN ŞARKILAR:
1.- Unutama Beni - Esmeray (Erol Tanır)
2.- Al Beni Çal Beni - Nilüfer (Tuğrul Dağcı)
3.= Hey Gidi Dünya Hey - Ali Kocatepe (Ali Kocatepe)
3.= Geli Geliver - Erol Evgin (Bülent Posam/Selmi Andak)
4.- Yol Ver - Ertan Anapa (Metin Cengiz)
5.- Özlem - Uğur Işık (Aşık Veysel/Uğur Işık)
6.- Umut - Muzaffer Uludağ (Muzaffer Uludağ)
7.- Bir Bardak Aşk - Rana Alagöz (Taylan Kök/Selcuk Alagoz)
DİĞER FİNALİST ŞARKILARDAN SEÇMELER:
1- Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm - Asu Maralman (Karacaoğlan/Baha Boduroğlu)
2- Yanımda Sen Olmayınca - Güzin (Baha Boduroğlu)
3- Menekşenin Moru - İskender Doğan (İskender Doğan)
4- Dudilli - Modern Folk Üçlüsü (Şeref Canku)
5- İki Gönül Bir Olsun da Samanlık Seyran Olsun - Özdemir Erdoğan (Özdemir Erdoğan)
1974'ün ilk günlerinde CHP ve MSP'nin bir araya gelerek oluşturduğu koalisyon hükümetinin gerçekleştirdiği en hayırlı işlerin başında TRT'nin yönetimine İsmail Cem'in getirilmesi olmuştu. İsmail Cem'in başkanlığa getirildikten sonraki ilk önemli icraatı ise Hafif Müzik Derneği'nin işbirliğiyle TRT bünyesinde bir beste yarışması düzenlemek oldu.1.Topluiğne Beste Yarışması adıyla, bütün bestecilere açık olarak düzenlenen yarışmanın şartları aynı yılın ilk aylarında gazete haberleriyle halka duyuruldu. Adından da anlaşılacağı gibi ileriki yıllarda da düzenlenmesi planlanan yarışma ne yazık ki bir daha tekrarlanmadı ve yerini 1975'den itibaren yine TRT tarafından düzenlenen Eurovision elemelerine bıraktı.
Yarışmayı Hafif Müzik Derneği adına Şanar Yurdatapan ve Atilla Özdemiroğlu organize etmiş, yarışmanın sonucunu tayin edecek jüri ise halkın içinden seçilmişti. Yarışmanın ön elemeleri 18 Mayıs 1974 cumartesi günü İTÜ Maçka Maden Fakültesi konferans salonunda yapıldı ve ertesi gün TRT'nin Tele-Spor programında yayınlandı. Kalabalık bir seyirci kitlesinin izlediği programın ilk bölümünden dokuz, ikinci bölümünde ise 10 şarkı yarıştı. "16-25 yaş" ve "25-80 yaş" arası olmak üzere toplam 109 kişiden oluşan iki farklı jürinin verdiği oylar müzik yazarlarından kurulu bir Sayım Komitesi tarafından değerlendirildi ve 1. Topluiğne Beste Yarışmasının ön elelemelerinde en yüksek puanı alan sekiz şarkı bir hafta sonra yine aynı salonda yapılacak olan finalde yarışmaya hak kazandı. İlk sekizde yer alan şarkıların adları, seslendirenleri, bestecileri ve aldıkları oylar sırasıyla şöyleydi:
1- Unutama Beni - Esmeray (Erol Tanır) -65 oy
2- Hey Gidi Dünya Hey - Ali Kocatepe (Ali Kocatepe) -53 oy
3- Geli Geliver - Erol Evgin (Selmi Andak) -53 oy
4- Bir Bardak Aşk - Rana Alagöz (Selçuk Alagöz) -47 oy
5- Al Beni Çal Beni - Nilüfer (Tuğrul Dağcı) -46 oy
6- Yol Ver - Ertan Anapa (Metin Cengiz) -43 oy
7- Umut - Muzaffer Uludağ (Muzaffer Uludağ) -39 oy
8- Özlem - Uğur Işık (Uğur Işık) -39 oy
Ön elemelerde jüriden yeterli oyu alamayarak ilk sekize giremeyen ve elenen 11 şarkının adları, seslendirenleri, bestecileri ve aldıkları oylar ise şu şekilde sıralanıyordu:
9- Menekşenin Moru - İskender Doğan (İskender Doğan) -37 oy
10- Gözyaşı - Yurdaer Doğulu (Yurdaer Doğulu) -32 oy
11- Dudilli - Modern Folk Üçlüsü (Şeref Canku) -26 oy
12- İki Gönül Bir Olsun da Samanlık Seyran Olsun - Özdemir Erdoğan (Özdemir Erdoğan) -24 oy
13- Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm - Asu Maralman (Baha Boduroğlu) -23 oy
14- Yanımda Sen Olmayınca - Güzin (Baha Boduroğlu) -23 oy
15- Doğdum Ağladım - Kayhan (Reyman Eray) -20 oy
16- Bilmem Nasıl Kandırsam - Fatoş Balkır (Ramazan Tetik) -15 oy
17- Kadınım - Atilla Yelken (Atilla Yelken) -12 oy
18- Hepsi Laf - Ülkü Üst (Erdener Koyutürk) -11 oy
19- Umut veya Yarın - Nonna Bella (Nonna Bella) -10 oy
Hafif Müzik Derneği'nin düzenlediği ve TRT'nin naklen yayınladığı 1.Topluiğne Beste Yarışması'nın finali 26 Mayıs 1974 Pazar günü İTÜ Maden Fakültesinin konferans salonunda yapıldı. Bir hafta önceki ön elemelerde jüriden en yüksek oyu almış olan Esmeray'ın seslendirdiği Unutama Beni yine en yüksek oyu almayı başarır ve yarışmanın galibi olur. En yakın rakibinin aldığı oyun iki katından fazla bir oyu jüriden almayı başaran Esmeray'ın şarkısının bestecisi olarak kayıtlara geçen Erol Tanır aslında genç şarkıcının kocası Şemi Diriker'den başkası değildi. Diriker, takma isimle yarışmaya katılan tek besteci değildir. Yarışmayı ikinci sırada bitiren Nilüfer'in seslendirdiği Al Beni Çal Beni de Şanar ve Onur Yurdatapan kardeşlerin ortaklaşa yaptıkları eserlerde kullandıkları takma bir isim olan Tuğrul Dağcı imzasını taşımaktaydı. O günlerde en popüler günlerini yaşamakta olan Nilüfer favori olarak gösterilmesine rağmen yarışmanın birinciliğini adını henüz çok az kişinin duymuş olduğu bir isim olan Esmeray'a kaptırmıştı.
Yarışmanın üçüncülüğünü ise eşit miktarda oy alan Ali Kocatepe ve Erol Evgin'in seslendirdiği iki şarkı paylaşıyordu. Yarışmanın final gününde jürinin verdiği oylar sonrasında sıralama şu şekilde gerçekleşti:
Yarışmanın artıları ve eksileri daha sonra başta Hey dergisi olmak üzere birçok derginin sayfalarında geniş şekilde ele alındı. 1.Topluiğne Beste Yarışmasında finale kalan sekiz şarkı ve ön elemelerde takılarak finale yükselemeyen yedi şarkı (yukarıdaki listede 9. sırayla 15. sıra arasında yer alan besteler) daha sonra 45'lik plak olarak yayınlandı. Bu 15 adet 45'likten ulaşabildiğim 13 tanesine B yüzleriyle beraber peş peşe bir sonraki yazımda yer vereceğim.

5.07.2011

Orijinal Dizi Müzikleri #7 - Columbo

7" Vinyl (1972 Made In UK/RCA 2182)
Side A: Theme From Cade's County -Henry Mancini & His Orchestra
Side B: Mystery Movie Theme -Henry Mancini & His Orchestra

7" Vinyl (Unknown Date Made In Japan/RCA SS 2383)
Side A: Mystery Movie Theme -Henry Mancini & His Orchestra
Side B: The Ironside Theme -Henry Mancini & His Orchestra

70'li yıllarda ülkemizde en sevilen dizilerin başında gelen Komiser Kolombo'nun, elinden purosunu düşürmeyen, eskimiş pardesülü, kırık dökük araba sahibi unutulmaz dedektifini canlandıran Peter Falk Haziran ayının 24'ünde aramızdan ayrıldı. 83 yaşındaki ünlü aktörün vefat haberini almadan birkaç saat evvel ne tesadüftür ki; dizinin 11. sezonuna ait 1,5 saatlik Butterfly In Shades Of Grey adlı bölümünü İnternetten indirmiş ve seyretmeye hazırlanıyordum (Bu bölümün cinayet zanlısı da bir başka eski dost; Uzay Yolu'nun Kaptan Kirk'ü yani William Shatner).
Dizinin üç bölümünü içeren ve ülkemizde yayınlanan tek DVD'sini ise iki ay evvel tekrar izlemiştim. CNBC-e dergisinin Haziran sayısı için hazırladığım dosya için 20 Ünlü Dedektif'i seçmeye hazırlanırken aklıma gelen ilk isim de Dedektif Kolombo olmuştu. Kısacası yıllar sonra Columbo'ya tam tekrar kavuştum derken aniden yitiriverdim... TRT televizyonunda ilk bölümü 12 Ekim 1975 yılında ekranlara gelen dizi daha ilk bölümünden itibaren büyük bir ilgi gördü.
İlk olarak 1960 yılında The Chevy Mystery Show'un bir bölümünde Bert Freed tarafından canlandırılan Kolumbo karakterinin yeni sahibi olarak Peter Falk rolüyle öyle özdeşleşmiş görünüyordu ki salaş kıyafetli bu takıntılı komiseri canlandıran oyuncunun kim olduğu da kısa zamanda TRT izleyicileri tarafından merak edilmeye başlandı, Peter Falk'un geçmişi kısa sürede didik didik edildi. Bazı kaynaklara göre aktör daha önce CIA'ye başvurmuş, ancak tek gözü görmediği için reddedilmişti. Bazı kaynaklara göreyse Falk yıllar önce gemilerde ahçı yamaklığı yaparak patates soyarken sol eğilimli bir sendikaya üye olmuş (patates soymakla sendikaya üye olmak arasında nasıl bir bağlantı olduğunu anlayabilen beri gelsin!) ve bu nedenle "mim"lenmişti.
Hiçbir bölümünde kendisini göremediğimiz Bayan Columbo'nun kim olduğuna dair izleyicileri aydınlatma görevi de yine gazetelerimize düşmüştü. Eski eşinden o sıralarsa henüz boşanmış olan Peter Falk'un eski karısı ve yeni evlendiği eşinin yanı sıra o günlerde Amerikan televizyonlarında gösterilen Bayan Kolumbo adlı spin-off dizisinin başrolünde yer alan aktris de ayrıntılı şekilde gazete sayfalarımızda yer almayı başardı.
Komiser Kolumbo kısa sürede Türk TV-izleyicileri tarafından o kadar çok sevildi ki, sadece TRT ekranlarına sığamayacağı kısa sürede anlaşıldı. Daha dizinin gösterime girşinin üzerrinden bir ay geçmeden telif hakkı ödenmeden Komiser Kolumbo kitapları Türkçe'ye çevrilerek korsan kitap evleri tarafından piyasaya sürüldü. Bu kitapların yayın hakkı kendilerinde olmasına rağmen elini çabuk tutamayan Milliyet Yayınları ise gazetelere verdikleri ilanlarla okuyucuyu uyarmaya çalıştılar ve bir süre sonra kendi çevirilerini basarak satışa çıkardılar.
Sağ gösterip sol vuran tavırlarıyla kısa sürede halkımızın gönlünde taht vuran Komiser Kolumbo'nun bu kadar ilgi görüp sevilmesindeki en büyük paylardan biri hiç kuşkusuz Peter Falk'u seslendiren tiyatro sanatçısı Savaş Başar oldu. Kısa sürede piyasayı Savaş Başar'ın sesini taklit ederek konuşan insanlar sardı. Bunlardan bazıları taklitte o kadar başarılı oldular ki Savaş Başar'la yan yana geldiklerinde bile birçok kişi Kolumbo'yu seslendirenin kim olduğunu anlayamadı (Bu linkte Savaş Başar'ın başından geçen ilginç bir anekdot yer alıyor).
1985 yılında henüz çok gençken kaybettiğimiz Başar'ın sesi o kadar karakteristikti ki, günlük yaşamında sanatçının sesini duyanlar Komiser Kolombo geldi sanırdı. Son yıllardaki dublajlarda ise Kolombo'yu Sezai Aydın seslendiriyor. Ne yazık ki Aydın'ın sesi bu nev-i şahsına münhasır karaktere rahmetli Savaş Başar'ınki gibi "cuk" oturmamış.
1976 yılı geldiğinde sahnelere çıkıp da Kolumbo taklidi yapmayan komedyenlere neredeyse kız vermiyorlardı desek yeridir. Bu taklitler o kadar çoktu ki bunlardan bazıları TRT'nin pazar kuşak programlarında bağımsız skeçler olarak kendilerine yer bile buldu.
70'li yıllar boyunca Hey dergisinin sayfalarında binbir kılığa bürünen ünlü şarkıcılarımızdan Ersen de Kolumbo rüzgarından faydalananlar kervanına katılmakta gecikmedi ve Hey okurları için kendisiyle Komiser Kolumbo arasındaki benzerliklerden yola çıkarak bu kez Peter Falk havalarında pozlar verdi.
Rolling Stone dergisinin kapağına taşıdığı ender televizyon karakterlerinden biri olan Columbo'nun ilk adının Frank olduğu dizinin ilk sezonlarına ait bölümlerinden birinden anlaşılsa da ilerleyen sezonlarda karısının ona Lieutenant (Yüzbaşı) diye seslendiği görülür.
Sabit bir jeneriği bulunmayan Columbo'yu diğer polisiyelerden ayıran önemli bir farkı da her bölümde tekrarlanan bir melodiye sahip olmamasıydı. 20 yıl kadar süren TV serüveninde Columbo'nun müziklerini 10'dan fazla müzisyen tarafından hazırlandı. Dizinin 1971'den 1977'ye kadar süren yaklaşık 40 bölümünde Henry Mancini'nin NBC Mystery Movie kuşağı için hazırladığı Mystery Movie Theme kullanıldı. İngiltere'de 1972 yılında 45'lik plak olarak da yayınlanan Mystery Movie Theme, aynı dönemlerde farklı bir B yüzüyle Japonya'da da piyasaya çıkarıldı.

Bu Seride Daha Önce Yer Alan Dizi Müzikleri:
#6 - Mission: Imposible (Görevimiz Tehlike)
#5 - Police Woman/ Police Story (Kadın Polis/Polis Dosyası)
#4 - Baretta
#3 - The Persuaders (Kaygısızlar)
#2 - Charlie's Angel (Çarli'nin Melekleri)
#1 - Bonanza (Doludizgin)

19.05.2011

Hot Blood - Soul Dracula

45'lik Plak (Türkiye Baskısı/Eurovox 8017)
A Yüzü: Soul Dracula
B Yüzü: Dracula's Theme

Bu paragrafın hemen altında yer alan Hey dergisi sayfasındaki eleştiriyi okuduğunuzda Soul Dracula'yı icra eden Hot Blood'ın bir "zenci grubu" olduğunu sanabilirsiniz. Sanırım grubun adındaki "Soul" ibaresi derginin eleştirmenlerine "Bu grup olsa olsa zenci grubu olur" dedirtmiş (Günümüzde 'hakaret' gibi algılanan 'zenci' tanımı o yıllarda gayet rahat kullanılıyordu. Siyah derili insanlar ülkemizde hiçbir zaman Amerika'da olduğu gibi küçümsenmediğinden bu tanım da hiçbir zaman onları küçümseme maksadıyla kullanılmazdı).
Oysa ki Hot Blood 'zenci'lerden oluşan bir soul grubu değil, Avrupalı birkaç prodüktörün bir araya gelerek oluşturduğu bir stüdyo topluluğuydu sadece... Altta da görülebileceği gibi plak göbeklerinde prodüktör olarak grubun adı yazılmıştı. Bu nedenle grubun kimlerden oluştuğuna dair plak üzerinden bir bilgiye ulaşmak mümkün değil. Ancak günümüzde -neyse ki- İnternet denen bir şey var ve bazı kaynaklardan Hot Blood grubunun arkasında şarkıların aranjörü Alman müzisyen Stefan Klinkhammer'ın olduğu anlaşılıyor. Klinkhammer, Hot Blood projesinden sonra Boney M., Eruption, Silver Convention ve Mystic gibi disko müziğin Münih kanadında büyük üne kavuşan gruplarla da çalışmış bir stüdyo adamı...
Bir yüzünde Soul Dracula, diğer yüzünde aynı melodinin farklı bir şekilde işlendiği Dracula's Theme adında başka bir parçanın yer aldığı bu ilk Hot Blood 45'liği Avrupa'nın birçok ülkesinde 1975 yılında piyasaya çıktı. Özellikle Fransa'da büyük ilgi gören plak bir yıl sonra İtalya ve Almanya'da da hit oldu. Plağın ülkemizde basım tarihi ise 1977 senesi...
Soul Dracula/Dracula's Theme (1976 - Made In Italy/Derby DBR4346)
Uzun yıllar dinlememiş olmama rağmen bu plağı bulup çalmaya başlayınca şarkıyı o yıllardan hemen hatırladım, diyebilirim. Aslına bakarsanız, Drakula'yla ilgili bütün şablonlar bu parçada birebir kullanılmış; derinden gelen korkutucu çığlıklar, manyakça kahkahalar, yürek hoplatan disko ritmler, gerekli gereksiz yerde şarkının adındaki Soul Dracula lafının zikredilmesi... Bu açılardan bakıldığında oldukça "kitch" bir şarkı Soul Dracula... Ancak bu tarz şarkılarda alışıldığı gibi uzun uzun sürdürmüyor bu numaralarını ve yaklaşık üç dakika içinde "kansız" bir şekilde olayı tamamlayıp bitiveriyor.
Hot Blood'ın Soul Dracula'sı ülkemizde yayınlandığında da büyük ilgi gördü. Çıkar çıkmaz Hey dergisi tarafından beş üzerinden dört yıldızla değerlendirildi ve aynı hafta asıl listeye aday plakların yarıştığı Tip 20 listelerine zirveden giriş yaptı. Plak asıl listeye girdikten yaklaşık bir buçuk ay kadar sonra da Haftanın Yabancı 45'likleri sıralamasında 1 numara olmayı ve birkaç hafta yerini muhafaza etmeyi başardı. Şarkının bazı yerleri o yıllarda çevrilen birçok yerli filmde de kullanıldı. Eğer bugüne kadar bu şarkıyı hiç dinlemedim diyorsanız ve kulağınıza bir yerlerden aşina geliyorsa bunda Yeşilçam filmlerinin muhakkak katkısı vardır.

15.05.2011

1975 Eurovision Şarkı Yarışması 3.Bölüm: Büyük Final

Türkiye elemeleri oldukça olaylı geçen 1975 Eurovision Yarışması'nda ülkemizi temsil edecek ilk şarkı çekilen kura sonucu belli olmuştu. TRT'nin düzenlediği final gecesinin ardından yayınlanan ilk Hey dergisinin kapağında bu nedenle, sadece ilk temsilcimiz unvanını kazanan Semiha Yankı değil, yarışmada ipi onunla birlikte göğüsleyen Cici Kızlar da yer alıyordu. Elemelerde ve final gecesinde Ali Rıza Binboğa ve Cici Kızlar'a daha fazla ilgi göstermiş olsalar da, müzikseverler sonuçlar belli olduktan sonra Semiha Yankı ve şarkısı Seninle Bir Dakika'ya da sahip çıkmakta gecikmediler. O günlerin gazetelerinde hemen her gün, diğer ülkelerdeki müzik otoritelerinin şarkımızı ne kadar da çok beğendiklerine dair birkaç habere rastlamak mümkündü.
22 Mart 1975 tarihinde İsveç'in Stockholm şehrinde yapılacak olan büyük final gecesine şarkıcımızı gönderirken bu nedenle milletçe umutluyduk. Birincilik biraz hayal gibi görünse de ilk üçe girmemiz işten bile değildi; o da olmazsa ilk beşte garanti biz de vardık. En büyük şanssızlığımız; ilk kez katıldığımız yarışmada ilk temsilcimizin sahneye -uğursuz rakam olan- 13.sırada çıkacak olmasıydı. Ancak sıra Semiha Yankı'ya gelip ayak topuklarına kadar inen siyah basma entarisi ile sahnede şarkısını söylemeye başlayınca milletçe anladık ki; başka handikaplarımız da mevcuttu (Mesela; görsellik!). Henüz 18 yaşını bile doldurmamış, 40 kg. ağırlığındaki Semiha Yankı'ya menajerinin aldığı giysilerin hiçbiri uymamış, bu nedenle son anda, kendisini orta yaşlı bir kadına çevirecek olan bu elbisede karar kılınmıştı.

Bir yıl önce ABBA'nın ipi göğüslediği Eurovision Şarkı Yarışmasını 1975 yılında Hollanda'yı temsil eden Teach In grubu Ding-A-Dong adlı şarkısıyla kazandı. 152 puanla birinci olan Hollanda'ya ülkemizden sadece 4 oy giderken, hiç puan vermediğimiz Monako'dan bize 3 puan gelmişti.

Sonuçları vatan sathında büyük hayalkırıklıkları yaratan bu ilk Eurovision maceramızın yankıları yarışma sona erdikten sonra da devam etti. Hüsran dolu bu neticeyi bazıları şarkımızın Türkçe olmasına bağlarken, ortak kanaaat; yarışmaya politika bulaştığı yönündeydi (Bu "ortak kanaat"in, aradan geçen 35 yıla rağmen hâlâ geçerli bir mazeret olarak kabul edilmesi de "takdire şayan bir davranış biçimi" olsa gerek!).