2010 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2010 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.05.2011

Ersan Erdura - Aşktan da Öte/ Yazık Değil mi?

En İyileriyle Ersan Erdura
CD-2: Sürprizler
1.Şarkı: Aşktan da Öte
6.Şarkı: Yazık Değil mi?

Bir önceki yazıyı Aşktan da Öte ve Yazık Değil mi? adlarındaki şarkıların bugüne kadar Sezer Güvenirgil'in sesinden CD'lere aktarılmadığını belirterek bitirmiştim. Sözleri Çiğdem Talu'ya, besteleri de Melih Kibar'a ait bu iki şarkı 2010'un son aylarında Güvenirgil'in sesinden değilse de Ersan Erdura'nın yorumuyla müzikseverlere ulaşmayı başardı. Ossi Müzik etiketiyle yayınlanan En İyileriyle Ersan Erdura albümünün Sürprizler başlığını taşıyan ikinci CD'sinde yer alan bu iki şarkı Ersan Erdura tarafından 1980 yılında kaydedilmiş. Büyük ihtimalle Erdura'nın 1981'de piyasaya çıkan ilk LP'si "...Ve Ben Yalnız"ın stüdyo kayıtları sırasında kaydettiğini düşündüğüm Aşktan da Öte ve Yazık Değil mi? adlarındaki şarkılar, gün yüzüne çıkabilmek için demek ki tam 30 yıl beklemiş. İşin ilginç yanı; ne 70'lerde yayınlanan 45'liklerinde, ne de 80'lerde çıkan albümlerinde Ersan Erdura hiçbir Melih Kibar/ Çiğdem Tunç şarkısını yorumlamamıştı.

31.12.2010

Gilla & Bobby Farrell - Gentlemen Callers Not Allowed



45'lik Plak (Türkiye Baskısı/ Eurovox 8028)
Side A: Gentlemen Callers Not Allowed
Side B: Say Yes

Gilla, tıpkı Boney M. gibi 70'li yılların ortasında prodüktörlüğünü Frank Farian'ın yaptığı şarkılarla adını duyurdu. Aslen Avusturyalı olan sanatçı ilk plaklarını Almanca doldurmuştu. Gilla'nın, Boney M. grubuyla en yakın teması, grubun tek erkek elemanı Bobby Farrell'la yaptığı düetler oldu. Her ne kadar birkaç sene sonra Frank Farian, Bobby Farrell'a ait sandığımız sesin asıl sahibinin kendisi olduğunu açıklayacak olsa da, en azından o yıllarda müzikseverler için Gilla'yla düet yapan kişi Bobby Farrell'dı. (Aşağıda yer alan Billboard Türkiye'nin Temmuz 2010 sayısındaki 80 Adımda Bilinmeyen 80'ler dosyasında bu olaya ben de yer vermiştim.)

Gilla'nın Bobby Farrell'la birlikte kaydettiği Gentlemen Callers Not Allowed 45'liği 1977 yılında ülkemizde de piyasaya çıktı. Plak, orijinalinin kapağında yer alan Hansa International markasının Hansa'sını kaldırarak yerine kendi firmalarının adını yazan Eurovox tarafından yayınlanmıştı. Boney M.'in tüm Avrupa'da fırtına gibi estiği günlerde piyasaya sürülen 45'lik, hemen Hey dergisi listelerine girmiş olsa da çok hızlı bir yükseliş grafiği yakalayamadı. 12 haftalık bir maratonun sonunda 16 Ocak 1978 tarihinde 8.sıraya kadar çıktıktan iki hafta sonra listelerden hızla düştü.

Gilla 70'lerin sonlarına doğru Almanca'ya geri dönecek ve Boney M.'in yorumuyla ünlü olan Rasputin, Sunny ve No Woman No Cry gibi şarkıları aynı düzenlemelerle bu kez Almanca olarak kaydedecekti. Her ikisi de Frank Farian'ın projesi olan Gilla ve Boney M. arasında birçok ortak payda bulunuyordu. Örneğin; Gilla'nın Help Help adını taşıyan şarkısıyla Boney M.'in ilk single'ı Baby Do You Wanna Bump'ının alt yapısı aynıydı. Hatta Boney M.'in ilk albümü Take The Heat Off Me'nin bazı ülkelerdeki ilk baskısında Baby Do You Wanna Bump'ın yerine Help Help yer alıyordu.

11.09.2010

30 Yıl Önce - 30 Yıl Sonra: 45'liklerden 45'ime...


Düşününce şaka gibi geliyor ama 12 Eylül 1980'in üzerinden tam 30 yıl geçmiş... O Cuma sabahını çok iyi hatırlıyorum aslında; yaz tatilinde ilk (ve son) kez bir buzdolabı tamircisinde çırak olarak çalışmıştım. Aldığım ücreti tam olarak hatırlamıyorum ama haftalığımın neredeyse tamamı her hafta sadece bir 45'lik plak almama yetiyordu. İşin ilginç yanı; 1988 yılına kadar hiç pikabım olmadı. Buna rağmen kazandığım parayla her hafta sonu gidip bir 45'lik plak alıyordum. 33'lük albümleri almama sebeplerimden biri daha pahalı olmalarıydı ama asıl sebebi plaklarımı dinleyebileceğim tek yer olan amcamların evindeki pikabın sadece 45'lik çalıyor oluşuydu (-ki amcam öleli nerdeyse 10 yıl oluyordu, yengem artık yalnız yaşıyordu). Eşrefpaşa'daki evimizden kalkar, Konak'a iner, vapurla Karşıyaka'ya geçer, vapurdan indikten sonra yaklaşık 3 km. yürüdükten sonra varırdım yengemlerin evine. Sağolsun o da beni evde yalnız bırakır ben de plaklarımı dinleme fırsatı bulurdum.

1980'in yaz ayları, ülkemizde 45'lik plakların yavaş yavaş yok olmaya başladığı dönemdi aynı zamanda. Artık tek tük yerli baskı 45'lik çıkıyordu piyasaya. O yaz aldığım 45'liklerden bazıları 30 yıldır benimle beraber yaşıyorlar ama bir çoğu da çoktan kaybolup gitti. Ancak iki elimin parmakları kadar tutan o 45'likler arasında; Blondie'nin Heart Of Glass'ı, ABBA'nın Gimme Gimme Gimme'si, Boney M'in Hooray Hooray ve El Lute'si, Teach-In'in Dear John ve The Robot'u, Emyl Starr'ın Santiago Lover'ı, Bo Derek'in "10" filminin müziği olan Ravel'in Bolero'su, Karen Young'ın Hot Shot'ı ve kırık olmasına rağmen atmaya kıyamayıp hâlâ elimde tuttuğum Ajda Pekkan'ın Pet'r Oil'ü vardı sanırım. Hâlâ elimde olan sonuncusu dışındakileri de şu son üç-dört ayda tekrar elde etmeyi başardığım için çok mutluyum. (Bu plakların hepsini ilerleyen vakitlerde bu sitede bulabilirsiniz.)

Yaz boyunca aldığım plakların sayısı 10'lu sayılara henüz ulaşmıştı ki, okulların açılacak olmasından dolayı işten ayrılacağım günün sabahı 12 Eylül darbesi gerçekleştirildi. Sabah evden çıkıp işyerinin yakınında bulunan gazete bayiine gelene kadar durumu pek idrak ettiğim söylenemez. Ne zaman ki gazete satıcısının önüne dizilmiş upuzun kuyrukta bir ortaokul arkadaşıma rastladım ve konuştum, ancak o zaman anladım olağanüstü bir durumun olduğunu... Halkımız o günlerde askerler tarafından yapılan bu darbeyi; sokaklarda terörün kol gezdiği sıkıntılı günlerin bitişi olarak algıladığı için, ortalıkta hemen herkesi sarıp sarmalayan, hissedilir derecede bir mutluluk rüzgarı esip duruyordu. Bu "idrak edememe hâli" '82 Anayasası'na milletçe "Evet" diyeceğimiz güne kadar hiç bozulmadan devam etti. Sonrası malûm...

12 Eylül sonrası herkesi sarhoş eden o saadet meltemleri sadece biz sıradan insanları değil şov dünyasındaki yıldızları da etkisi altına almıştı kısa sürede. İhtilal'den bir hafta sonra piyasaya çıkan Hey dergisinin sayfalarında bu "kolektif mutluluk tablosu"nu çok net görmek mümkün. Dergi sayfalarında fazlasıyla hissedilen bu "memnuniyetlik hâli" daha üçüncü sayfada Genel Yayın Yünetmeni Doğan Şener'in başyazısında başlıyordu. Yazıya "Nihayet Atatürk'ü hatırlayanlar çıktı" diye başlayan Şener o haftaki yazısını "Güzel günler bizimdir" diye bitiriyordu. Derginin ilerleyen sayfalarında yer alan 12 Eylül darbesiyle ilgili yazının başlığı ise durumu gayet net gözler önüne seriyordu:
Sanatçılar yeni yönetim için aynı görüşte birleştiler:
"Mutluyuz... Ülkemize hayırlı olsun..."

İki sayfa süren ve çeşitli sanatçıların görüşlerine yer veren bu yazıda en ilgi çeken beyanat tabii ki Bülent Ersoy'dan gelmişti. "Başta değerli komutan Sayın Evren Paşa olmak üzere tüm rütbeli ve rütbesiz büyüklerine ve arkadaşlarına sonsuz teşekkürler eden" Ersoy ilerleyen yıllarda başına "teşekkür ettiği rütbeli ve rütbesiz büyükleri sayesinde" neler geleceğini bilse acaba hangi cümleleri kurardı dersiniz?
12 Eylül 1980'den tam 30 yıl sonra bugün yapılacak olan referandum için "Evet" oyu kullanacağını açıkladığı için protesto edilen Sezen Aksu'nun ex-hayranları, 30 yıl önceki darbeden sonraki düşüncelerini bilseler belki bu kadar şaşırmazlardı. "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ülkemizde her şeyin çıkmaza girdiği bir dönemde yönetime el koyduğu"nu düşünen Aksu, malûmunuz; ilerleyen yıllarda o çıkıldı sandığı çıkmazlarda Cumartesi Anneleri'yle karşılaşacak ve bir hayli şaşıracaktı.

30 yıl önce bugünlerde hayatıma girmeye başlamış olan 45'lik plakların etkisi mi daha güçlü oldu ilerleyen yıllarda, yoksa 12 Eylül darbesinin olumsuz sonuçları mı, tam kestiremiyorum. Ama 15 yaşında 45'lik plaklar ve askeri darbeler hakkında ne hissediyorsam, 45 yaşımda da aynı şeyleri hissettiğimden eminim...

12.08.2010

Ajda Pekkan - Greek Songs


Superstar Ajda Pekkan's Greek Songs
33 devirli LP
(Türkiye Baskısı / Universal- AJS Music Company LP630)

A Yüzü:
1. Şarkı: Den Rotises Pote (Sensiz Yıllarda) - Ajda Pekkan
2. Şarkı: Alli De Tha Vreis Opos Amena (Tek Yaşanır mı?) - Ajda Pekkan
B Yüzü:
1. Şarkı: San To Karavi (Olmadı Gitti) - Ajda Pekkan
2. Şarkı: I Agapi M'afise (Yağmur) - Ajda Pekkan

Geçtiğimiz hafta Bakırköy DNR mağazasını dolaşmış tam çıkmak üzereyken duvara iliştirilmiş bir plak gözüme çarptı. Açıkçası önce plak boyutunda hazırlanmış bir reklam panosu sandım gördüğümü... Sonra daha dikkatlice bakınca bunun birkaç ay önce çıkan Ajda Pekkan'ın Yunanca söylediği şarkılardan ve onun Türkçesini söylediği bazı şarkıların Yunanca yorumlarından oluşan albümün plak versiyonu olduğunu anladım. Bundan birkaç ay önce maNga'nın ikinci albümünün plak versiyonunun çıktığını gördüğümde de şaşırmıştım. Plak şirketleri "nihayet bir pikap sahibi olduğumu" öğrenmişler gibi peşpeşe piyasaya yeni plaklar sürüyorlar sanki :) Neyse ki Ajda Pekkan's Greek Songs CD'sini henüz almamıştım, 29 TL'ye sadece DNR mağazalarında satışa sunulan plağını ise hemen görür görmez aldım. Böylece Ajda Pekkan'ın yaklaşık 40 yıl önce Yunanistan'da yayınlanan iki Yunanca plağında yer alan dört şarkısını yıllar önceki gibi plaktan dinleme olanağı bulmuş oldum.
AJS Music Company ve Universal'in Yunanistan ayağıyla ortaklaşa çıkarılan Ajda Pekkan's Greek Songs LP'si iyi, güzel, hoş ama yine de benim hoşuma gitmeyen ayrıntılarla dolu. Bunları sıralarsak;
1- Plağın kapağının sırtı yok öncelikle. Hani albümün ve sanatçının adının yazılabilmesi için albüm kapağının sırtı hafifçe kalın bırakılır ya; burada öyle bir şeye gerek görülmemiş ne yazık ki...
2- Ajda'nın Türkçe yorumladığı bu yabancı bestelerin kimlere ait olduğu ne kapakta ne de plak göbeklerinde belirtilmemiş. Şarkıların orijinal adları da ona keza. Sadece arka kapakta Türkçe adı Tek Yaşanır mı? olan şarkının orijinal adının Abracadabra olduğu belirtilmiş. Bunu da sanırım; arka kapağa Naim Dilmener'den yapılan "Abracadabra: Superstar Yunanca söylüyor!" alıntısına borçluyuz.
3- Kapakta ve arka kapakta kullanılan resimler yerine o plakların orijinalinde kullanılan Ajda resimleri kullanılsa ne güzel olurdu. Yunanca o iki plağın kapak resimleri sanırım ya yok ya da kaybolmuş durumdalar. Ancak aynı plakların Türkçe baskıları piyasada halen mevcut. Her iki plağın kapağında Ajda'nın birbirine benzeyen iki güzel pozu mevcut üstelik. Keşke onlar kullanılsaydı.
4- Plağın kapağına kocaman "1970's & 80's Recordings" notu düşülmüş... Oysa ki Ağlama Anne şarkısı Ajda '93 albümünde yer aldığına göre demek ki 90'lara ait... O zaman ya onu da belirtmek ya da bu konuyu hiç ön plana çıkartmamak gerekiyordu.
Alli De Tha Vreis Opos Amena/ I Agapi M'Afise (Philips Yunan baskısı)

Den Rotises Pote/ San To Karavi (Philips Yunan baskısı)

7.08.2010

Güle güle Billboard Türkiye


1996 yılının Kasım ayında ilk sayısı yayınlanan Billboard Türkiye, bu ay piyasaya çıkan 46. sayısıyla birlikte yayın hayatına veda etti. Ne yazık ki son yıllarda dünya müzik dergileri piyasasında da kendini hissettiren satış düşüklüğü ve reklam alamama sorunları (Amerika'da Rolling Stone bile geçtiğimiz yıl boyutunu ve hacmini küçültmek zorunda kaldı) sonunda ülkemizdeki İsmi tescilli müzik dergilerinin ikinci temsilcisi Billboard Türkiye'yi de vurmuş oldu. İlk sayısından itibaren (çekirdek kadroda yer almamama rağmen) derginin her sayısında ben de elimden geleni yapmaya çalıştım. Özellikle bu yıl hemen her sayıda değişik konularda geniş geniş listeler hazırladık. Kapağında U2 elemanlarının yer aldığı son sayının kapak konusu da benim kalemimden çıktı. Zaten o yazıyı evde bitirip dergiye gönderdikten kısa bir süre öğrendim dergimizin akıbetini. Benim çok sevgili arkadaşım ve dergimizin Genel Yayın Yönetmeni Meltem (Fıratlı) telefonda bu haberi benimle paylaştığında boğazıma birşey geldi oturdu, ne diyeceğimi bilemedim. Billboard için son köşe yazımı da bu haberi öğrendikten sonra yazdım açıkçası... Bu yüzden biraz buruk bir yazı oldu. Aşağıda okuyabileceğiniz bu yazının sonuna bu blog sitemin adresini de ekledim. Yazıyı bu sayfalara aktarmak istememin birkaç sebebi var. Bunlar arasında en önemlisi; geçtiğimiz ay nihayet bilgisayara bağlanabilen bir pikap satın almış olmam. Mesele sadece pikap almak değil tabii ki... Bu yılın ilk aylarından itibaren üçer-beşer toparladığım 45'lik plaklarımın sayısı ise inanılmaz bir hızla artmaya devam ediyor. Bir arkadaşım sayesinde keşfettiğim Taksim'deki bir sahaftan son iki ayda tanesi "1 lira"ya (evet sadece 'bir' Türk Lirası) o kadar çok plak aldım ki, kısa sürede çok zengin bir plak arşivim oluştu. Üstelik bu plakların yüzde 95'i hemen hiç kullanılmamış ve pırıl pırıl kapaklara sahipler. İsviçre'deki bir sahaftan geldiklerinden dolayı 45'liklerin çoğunluğu Fransız baskısı. Bu işe meraklı olanlar bilir; 45'liklerin Fransız baskıları orijinal İngiliz veya Amerikan baskılarından daha farklı kapaklara sahiptirler. Gelmek istediğim nokta şu; bugüne kadar bu siteye genellikle Internet aracılığıyla ya da CD'lerden ulaşabildiğim şarkıları koyabiliyorken, bundan sonra direkt plaklardan kendi elimle yaptığım kayıtları koyabileceğim. Üstelik plakların ön ve arka kapaklarıyla plak göbeklerini de elimden geldiğince eklemeye çalışacağım. Billboard Türkiye'nin yarattığı boşluğun kendi payıma düşen kısmını hiç değilse bu şekilde telafi etmek istiyorum. Daha sık ve daha zengin bir içerikle görüşmek üzere...