2009 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2009 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.07.2011

Varolmayan 45'likler Serisi #1 Model - Değmesin Ellerimiz

Sanal 45'lik (2011 AA Homemade/Şeffaf Plak)
A Yüzü: Değmesin Ellerimiz
B Yüzü: Değmesin Ellerimiz (Akustik)


Başkalarının aklına gelmeyen, aklına gelse de oturup yapmaya üşendiği şeyleri yapmaya bayılırım. İşte bugün, bu siteye koymayı uzun süredir düşündüğüm bir projeyi nihayet gerçekleştiriyorum. Blog sayfamda bundan böyle, arada sırada da olsa Varolmayan 45'likler başlığı altında çeşitli plaklarla karşılaşacaksınız. Daha doğrusu; 45'lik plak tasarımlarıyla... Bu plakların ortak özelliği; içeriğinde yer alan şarkılar dışında gerçek hayatta -hiçbir zaman- var olmamamaları... Bu tasarımlara sahip 45'liklerle benim blog sayfalarım haricinde hiçbir yerde karşılaşmanız mümkün değil yani... Tabii söz konusu sanatçılar bu tasarımları ciddiye alıp, kendi 45'liklerini gidip bastırırlarsa orasını bilemem. Böylesine "gereksiz" bir işe neden kalkıştığımı ya da neden boş işlere bu kadar çok vakit harcadığımı düşünebilirsiniz. Ben de düşündüm bunları, haklısınız... Bulabildiğim tek cevap "paşa gönlüm bunları yapmak istiyor" oldu. Sanırım bu nedenle hayatım boyunca kendi listelerimi, kendi dergilerimi, kendi kaset/CD kapaklarımı kendim yapmak istedim. Eksik kalan tek şey kendi plağımı yapmak kalmıştı, şimdi o da tamamdır (Gerçi kaset ve CD'leri evde kaydetmek mümkün olmasına rağmen plaklarda böyle bir durum söz konusu değil. Ancak plakları da "ulaşılmaz" kılan da bu sanırım). Bu tasarımları yaparken birkaç önemli noktaya özen gösteriyorum. Öncelikle "eğer memleketimizde bugün hâlâ 45'likler yayınlanıyor olsaydı elimdeki albümden hangileri seçilirdi"nin cevabından yola çıkmaya çalışıyorum. "B yüzü için hangi şarkı uygun olurdu"nun cevabından sonra plağın her iki yüzünün göbeği ve kapak tasarımlarını hazırlamaya geliyor sıra. Kapak ve plak göbeği tasarımlarını albümlerin orijinal tasarımlarından yola çıkarak hazırlamak da bir hayli önemli benim için. Yoksa orijinaliyle hiç alakası olmayan "sanal plaklar"la İnternette karşılaşmak mümkün hali hazırda... Benim amacım; bu kapaklara baktığımda "Aa! Evet, böyle bir 45'lik olsaydı ancak bu şekilde olurdu" diyebilmek. Son cümleden anlaşıldığı üzre, bunları sadece ve sadece kendi egomu tatmin etmek için yapıyorum. Yoksa vatana millete hayrı dokunacak şeyler değil bunlar. En azından kısa vadede...
Gelelim, böyle var olmayan nesneler yaratmak yolunda ilk olarak neden Model grubunu seçtiğime... Bundan dört yıl önce, 2007'nin Mayıs ayında, Roxy'de düzenlenen Roxy Music Günleri'nin jürisine Billboard Türkiye adına bir ödül vermek üzere davet edilmiştim. Dört gece süren yarışmanın finalinde bizim derginin ödülünü, dereceye giremediği halde daha ilk geceden benim gözüme girmeyi başaran A Due Carmen grubuna verdim. Grubun Özgü adındaki solistinin sahne ışığı beni oldukça etkilemişti. Ayrıva grubun kendilerine ait şarkılarından da çok hoşlanmıştım. Billboard'un bir ay sonraki sayısında yayınlanan yazımda grubun adı dışında her şeyini sevdiğimi belirtmeyi de ihmal etmedim (Bu arada, o yıl Roxy'de ödül alan hiçbir grup ya da şarkıcı günümüze kalmamışken benim ödül verdiğim grubun elemanlarının üne kavuşmuş olduğunu da ayrıca belirtmek isterim).
Gel zaman, git zaman, sanırım 2009'un ilk aylarıydı, röportaj vermek üzere ilk albümlerini henüz yeni tamamlamış beş gençten oluşan bir grup geldi dergiye... Bizim dergideki arkadaşlar söylemese benim tanımam mümkün değildi ama gelenler meğerse adlarını Model olarak değiştirmiş olan A Due Carmen grubuymuş. Benim onları ilk görüşte tanımamamın en önemli sebeplerinden biri, sahne ışıpını çok beğendiğim solistlerini değiştirmiş olmalarıydı. Eski solist Özgü gitmiş yerine Fatma Turgut adında başka bir genç kız gelmişti. İlk albümlerini bana hediye ettiklerinde gözüm tabii ki hemen kartonette yer alan "teşekkür listesi"ne gitti. Grupla ilk röportajı yapan dergi editörümüz Sebla Koçan'ın adı bu listede yer almasına rağmen kendilerini "ilk keşfeden" zat-ı alilerimi unutmuş olmaları benim gibi "kindar" biri tarafından affedilmez bir hataydı. Bunu yüzlerine vurduğumda grup elemanları hem özür dilediler, hem de ikinci albümlerinde bu hatalarını telafi edeceklerine söz verdiler.
Aradan iki yıl geçtikten sonra Model geçtiğimiz aylarda ikinci albümleri Diğer Masallar'ı piyasaya çıkardı. Açıkçası hatırlamalarını beklemiyordum ama yine "beni es geçmiş olmaları" içimi fazlasıyla burktu. "Ah! Mirim ah! Bu zamanda hiçbir grubu keşfetmiycen" diyerek hayıflanmak yerine, Model'in "unutkan elemanlar"ından daha güzel bir intikam almaya karar verdim (Bruce Springsteen'in kendisini keşfeden Rolling Stone yazarı Jon Landau ile daha sonraki yıllarda birçok ortak projeye imza attığını hatırlarırım). Model'in ikinci albümünün çıkış şarkısı olan ve benim -itiraf etmek istiyorum- çok beğendiğim Değmesin Ellerimiz'i, "ilk sanal 45'liği"min A yüzü şarkısı olarak seçtim. B yüzü için de fazla düşünmeme gerek kalmadı, şarkının albümün sonunda yer alan akustik versiyonu bunun için biçilmiş kaftandı. Plağın siyah vinyl yerine şeffaf olması daha güzel duracaktı, öyle de oldu sanırım. Şimdi bu sayfayı grup elemanlarından herhangi biri görür mü, görürse ne der, şarkılarımızı izinsiz neden buraya koyuyorsun diye kızar mı hiç bilemiyorum. Ama zaten bunun çok da fazla önemi yok; ben onları da zamanında sadece "kendim için" keşfetmiştim. Bir gün gelir de ilk sanal 45'liğimin şarkısını yaratırlar diye... Öyle de oldu netekim! (Son olarak; eski solist Özge şimdi nerededir, şarkı söylemeye devam ediyor mudur bilen varsa bana da söylesin).

6.08.2010

Demis Roussos- Mamy Blue


Vinyl 7" Single (EMI 1274757)
Side A: Mamy Blue
Side B: My Song Of Love

1971 yılında popüler olduktan kısa bir süre sonra "hiç kimselerin dinlemeye tahammül edemediği şarkılar kervanı"na katılan Mamy Blue yıllar sonra tekrar hatırlanır ve yorumlanır oldu. Şarkının gündemde olduğu yıllarda tüm dünyada fırtına gibi esmekte olan "eski Afrodite Child" Demis Roussos, o günlerde hiç yorumlamamış olduğu bu şarkıyı tam 18 yıl sonra stüdyoya girerek kaydetti. Sanatçı "Time" albümüne koyduğu bu şarkıyı ayrıca 45'lik plak ve extra bir remix'in yer aldığı Maxi CD formatlarında da piyasaya çıkardı.
Mamy Blue'yu yıllar sonra yorumlayan şarkıcılar arasında aşağıdaki isimler de yer alıyor:
Mamy Blue - Cherry Laine (1979/ I'm Hot albümünden)
Mamy Blue - Lara Fabian (2009/ Toutes Les Femmes En Moi albümünden)
Mamy Blue - Julio Iglesias (1994/ Crazy albümünden)
Mamy Blue - Celine Dion (1983/ Les Chemins De Ma Maison albümünden)

29.07.2010

Lale Belkıs- Mamy Blue


2 CD- En İyileriyle Lale Belkıs
(Ossi Müzik 36)
Bonus CD 5.Şarkı: Mamy Blue

70'li yılların en ünlü kadın şarkıcılarından Lale Belkıs da Mamy Blue'yu yorumlayanlar arasında yer alıyor. Ancak 1974 yılında kaydedilen bu yorumun müzikseverlere ulaşması tam 35 yıl sonra gerçekleşebildi. Diğer Türk sanatçılarının Türkçe sözlerle yorumladığı Mamy Blue'yu bu kayıtta Lale Belkıs (Nicoletta gibi) Fransızca sözlerle icra ediyor. Ancak sanatçı şarkının ortalarında (kimin yazdığı CD kartonetinde belirtilmemiş) Türkçe sözlerle annesine karşı duygularını konuşur tarzda dile getiriyor. 2009'un Şubat ayında piyasaya çıkmış olan "En İyileriyle Lale Belkıs" albümünün "Sürprizler" adındaki bonus CD'siyle ilk kez gün yüzüne çıkan bu yorumda Lale Belkıs her zamanki gibi çok başarılı. Orijinal kayıtların günümüze aktarılması konusunda büyük emekler sarfeden Hakan Eren'in plak firması Ossi Müzik etiketiyle yayınlanan Lale Belkıs'ın bu best of albümü "En İyileriyle" serisinin de en iyilerinden biri bence. Bu nedenle Billboard'un 2010 yılının Ocak sayısında yayınlanan "2000'lerin ilk 10 yılı" değerlendirmelerinde bu albümü "Top 10 Best Of.../ Tekrar Basım Albümler" sıralamasında üçüncü seçmiştim.
Lale Belkıs'ın 2006 yılında, Doğan Kitap'tan "İpek Çoraplar" adında bir de kitabı yayımlanmıştı. Bu kitapta sanatçı kendisini o kadar güzel ifade etmişti ki ben de o sıralar çalışmakta olduğum Akşam gazetesinde yazdığım bir köşe yazısında bu beğenimi dile getirmiştim. Yazıyı okuyan Lale Hanım ertesi gün bana telefon ederek teşekkür etme lütfunu göstermişti. Şimdi Akşam gazetesinin arşivinden silinmiş olan bu yazımı da aşağıda yer vermek istiyorum. Sanatçı hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler; hâlâ piyasada rahatça bulunabilen "En İyileriyle Lale Belkıs" albümündeki şarkıları dinleyebilir ve Naim Dilmener'in yazdığı kitapçıkta yer alan tanıtım yazısını okuyabilirler.Manken + Şarkıcı + Oyuncu = Lale Belkıs
Yıllar yıllar önce bir Lale Belkıs vardı. Daha gencecik bir kızken yurt dışındaki defilelerde bile podyuma çıkmış, hatta kendisi `milli manken` unvanına layık görülmüştü. Sonrasında hem sinemaya hem de sahnelere geçiş yaptı Lale Belkıs. Bu arada şan ve tiyatro oyunculuğu eğitimi almayı da ihmal etmedi. O zamanlar kimse "Mankenden şarkıcı ya da oyuncu olmaz" demiyordu. Zira herkes bilirdi ki şarkıcı olmak için iyi bir sese ve özellikle şarkı söyleme kabiliyetini haiz olmanız gerekirdi, oyuncu olabilmek için de rol yapma yeteneğine...Lale Belkıs o kadar başarılı bir oyuncuydu ki; oynadığı `kötü kalpli kadın` rolleri yüzünden neredeyse yıllarca hepimiz nefret ettik ondan. O bizim gözümüzde Yumurcak`ı güzel ve masum annesi Filiz Akın`dan mahrum eden kadındı. Her zaman Reha Yurdakul`la planlar yapar, tıpkı kendisi gibi güzel, sarışın ve fakat masum Emel Sayınlar`ı, Filiz Akınlar`ı tuzağa düşürürdü. Hale Soygaziler elinden kocasını alır, ama biz yine ondan nefret ederdik.
Ne kadar ikiyüzlü seyirciler olduğumuzun hiçbir zaman farkına varmadık. Kendiyle yüzleşmekten korkan bir toplumun efradı olarak bizden daha fazlası beklenemezdi zaten. Aslında toplum olarak Lale Belkıs`ın kendisine de hep uzaktan baktık, bakakaldık. Hiçbir zaman günümüz 'sanatçılar'ında olduğu gibi bizimle 'enseye tokat muhabbeti' yapmadı. Hem bir `uzak duruş` vardı onda. Podyumlarda yürürken, filmlerde oynarken, `Doğduğum Ev`i `Kendi Düşen Ağlamaz`ı söylerken hep bir `yabancılık` hissi hakimdi kendisine. Hep ziyaretimize gelmiş de bizi tanımaya, anlamaya çalışıyor sandık. Onun duygularına bu yüzden pek önemsemedik. Hep dışarıdan gözlemledik onu. Onun doğuştan `cool` duruşunu bir türlü hazmedemedik. Sarışın, uzun boylu ve güçlü kadınlardan her zaman korkmayı yeğledik.
"Öteki yüzümüz"le yüzleşme vakti
Şimdi nereden geldi aklına durup dururken Lale Belkıs adı diyeceksiniz belki de... Aslında iki gün rastlamasam muhakkak üçüncü günde karşıma çıkıyor onun "Ediz Hunları elinde tutabilmek için ne dolaplar çevirdiği" filmlerinden biri. Talihli günümse; Viking kanı içen bir kraliçeyi canlandırdığı Tarkan maceraları oluyor ekranlarda gördüğüm. Bilgisayarımda ise 20 adet Lale Belkıs MP3`ü her gün sıranın kendilerine gelmesini bekliyor. Lale Belkıs`ı aklıma getirenler bunlar ama Lale Belkıs`ı bu köşede yazmama asıl sebep onun yazdığı ve Doğan Yayınları tarafından basılan "İpek Çoraplar" adındaki otobiyografik kitabı. Lale Belkıs yıllarca kaçtığımız `öteki yüzümüz`ü görmeye çağırıyor bu kitabıyla. Biz yıllar boyunca kendisine husumet beslerken o bize karşı neler hissediyordu merak ediyorsanız, bütün sorularınızın cevabını `İpek Çoraplar`da bulacaksınız. Eminim kitabı okuyunca sizin de yüzünüz bir nebze kızaracak. Ama kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz...
(AKŞAM Gazetesi- 19 Nisan 2006)

19.11.2009

Homemade productions #5: Muse '09 '09 '09

Muse '09'09'09
01- Butterflies & Hurricanes- Outro
02- Uno- Edit
03- Time is Running Out
04- Supermassive Black Hole
05- Uprising
06- Cave- Remix
07- Undisclosed Desires
08- Endlessly
09- Bliss
10- Assassin
11- I Belong To You- New Moon Remix
12- Muscle Museum
13- Micro Cuts
14- Butterflies & Hurricanes
15- Dark Shines
16- Shrinking Universe
17- Showbiz
18- Sunburn
19- Sing For Absolution
20- House Of The Rising Sun
21- I Belong To You- Album Version Edit

Tam 90'dan galibiyet golü
Matt Bellamy ve arkadaşları ilk albümlerinden tam 10 yıl sonra beşinci ve en yetkin albümleriyle karşımızdalar. Resistance, Muse elemanlarının kariyerlerinin başlarında aldıkları ağır eleştirilere karşı 90. dakikada tam 90'dan attıkları bir galibiyet golü adeta.

The Resistance
2009/Universal
*****
1999 yılında "Showbiz"i yayınladıkları zamanlarda Muse elemanları için her şey güllük gülistanlık değildi açıkçası. O günlerde yerden mantar gibi bitmeye başlayan Radiohead'vari gruplar arasında onlar da yer alıyordu. Üstelik bırakın Coldplay'i, Travis kadar bile onlara şans tanıyan yoktu . Bugün dönüp baktığımızda gruba o zamanlar yöneltilmiş olan eleştirilerin çok da haksız olduğunu söylemek mümkün değil. Muse'un aniden rota değiştirmesi ve hızlı bir şekilde kendine özgü bir gruba dönüşmesi ikinci albümleriyle beraber gerçekleşti. Origin Of Symmetry adını taşıyan bu ikinci albüm, grubun şarkı yazarı, gitaristi ve vokalisti Matt Bellamy'nin sınırları konusunda da önemli ipuçları taşıyordu. Bellamy'nin yetenekleri sadece Rock'tan almıyordu ilhamını, bir yandan da Klasik müzik bestecilerinden besleniyordu. Muhtemeldir ki onun bu geniş sınırları sayesinde Muse 2000'li yılları hiç düşüşe geçmeyen bir başarı grafiğiyle geçirdi.
İlk olarak belirtelim ki; 2000'lerin ilk 10 yılı tamamlanmadan hemen önce yayınlanan son Muse albümü The Resistance, grubun bu güne kadar yayınladığı beş stüdyo albümü arasında en güzel kapağa sahip olanı... Albümün genel atmosferi Origin Of Symmetry'yi hatırlatıyor. Ama hem onun kadar içine kapanık değil, hem de daha ışıltılı bir yansımaya sahip bu yeni albüm. Albümün açılışında yer alan "Uprising" aynı zamanda ilk single olarak seçildi. "Supermassive Black Hole" ve "Time Is Running Out"un takipçisi "Uprising" için ritmik, cayır cayır, insanın içini hoplatan bir şarkı diyebiliriz. Üçüncü şarkı "Undislosed Desires" da ileride single olarak yayınlanması gereken şarkılardan. Bir de başka bir şarkıya bağlananarak sona eren "I Belong To You" var bu kategoriye giren... Aralarda yer alan şarkılardan "Resistance" ve "Unnatural Selection" Bellamy'nin Klasik tutkusundan nasiplerini bolca almış durumdalar. Bir de "United States of Eurasia" var ki, Muse'un 70'lerin Progressive gruplarından ve özellikle Queen'den ne kadar etkilendiğini açıkça ortaya koyuyor. Albümün sonunda yer alan üç bölümlük "Exogenesis: Symphony" ise adından da anlaşılacağı gibi senfonik bir eser olarak düşünülmüş. The Resistance'ın en önemli özelliklerinden biri albümün prodüksiyonunun ilk defa ve sadece grup tarafından kotarılmış olması. Bu da onu "olması beklenen" değil de "olması gereken" bir albüm yapmış. Beş albüm arasında en iyi Muse albümünün The Resistance olduğunu söylemek için belki erken henüz ancak en yetkin Muse albümü olduğunu daha şimdiden ilan edebiliriz.
En baba şarkı: Uprising
Alternatif: Undisclosed Desires
The Billboard 200 #3


MUSE DİSKOGRAFİSİ
Black Holes & Revelations
2006/Universal
*****
Muse'un nihayet şeytanın bacağını kırdığı dördüncü stüdyo albümü. Amerika sınırları içinde adlarını ilk kez bu albümle duyurdular. İçinden beş single çıktı, 2006 yılının Mercury ödülüne aday gösterildi. Politikadan başlayıp uzaylılara uzanan bir konsepte sahip. Hit şarkılarının yanı sıra klasik müziğe ve popüler müzik tarihinin unutulmaz isimlerine sık sık selam çakıyordu.
En baba şarkı: Supermassive Black Hole
Alternatif: Knights of Cydonia
The Billboard 200 #9


Origin Of Symmetry
2001/Universal
*****
Matt Bellamy' ve arkadaşlarından yeni Milenyum'a karanlık bir merhaba. İlk albümün savrukluğundan eser kalmamış. Artık alternatif olmaktan ziyade kapılarını yeni deneyimlere açmış bir Muse söz konusu. "Darkshines" ve "Micro Cuts" gibi ciğerleri dağlayan şarkıların yanı sıra bir Nina Simone cover'ı olan "Feelin' Good" da vardı. İçinden dört single çıktı.
En baba şarkı: Plug In Baby
Alternatif: Darkshines
The Billboard 200'e girmedi.


Showbiz
1999/Universal
***
Albümün tamamına yayılan keskin bir Radiohead kokusu daha açılış şarkısı "Sunburn"de kendini hissettirmeye başlıyor. İkinci şarkı Muscle Museum, defalarca single olarak yayınlandı ve nihayetinde grubun adıyla özdeşleşen bir parçaya dönüştü. Gelecekteki Muse'un habercisi ise matruşka misali içinde birçok şarkıyı barındırıyormuş izlenimi yaratan "Uno" oldu.
En baba şarkı: Muscle Museum
Alternatif: Uno
The Billboard 200'e girmedi.


Hullabaloo- Soundtrack
2002/Universal
****
Biri single'ların arka yüzlerinde kalmış şarkılardan, diğeri grubun Paris'te verdiği konserin kayıtlarından oluşan double albüm. İlk iki albümde ve herhangi bir single'da yer almayan şarkıları da içermesi açısından grubun hayranları için kaçırılmaması gereken bir koleksiyon parçası. İkinci CD'de yer alan şarkıları da içeren DVD versiyonu albümle aynı anda piyasaya çıktı.
En baba şarkı: Dead Star (Live)
Alternatif: Shine (Acoustic)
The Billboard 200'e girmedi.


Absolution
2003/Universal
****
Muse elemanlarını anavatanları İngiltere'de zirveye çıkaran ilk albüm. İçinden tam altı single çıktı. Matt'in vokali artık Thom Yorke'un gölgesinden tamamen kurtulmuş durumda ve albüm boyunca kelebek gibi uçuyor, fırtına gibi esiyor. Özellikle albümün ikinci yarısında grubun klasik müzikle ilişkisi flört aşamasından çıkıp nerdeyse sevgili konumuna geçiyor.
En baba şarkı: Time Is Running Out
Alternatif: Stockholm Syndrome
The Billboard 200 #107


Hullaballoo
Live At Zenith, Paris DVD
2002/Universal
***
Grubun Paris'in ünlü konser salonu Zenith'te 28 ve 29 Ekim 2001 tarihlerinde verdiği konserlerde kaydedilen görüntülü kayıtlardan oluşan ilk Muse DVD'si. Thomas Kirk'ün yönetmenliğini üstlendiği DVD Tom Waits'den bir sample ile başlıyor. 20 şarkının yer aldığı yapıt Muse'un çok iyi bir konser grubu olduğunu kanıtlaması açısından da önemli.
En baba şarkı: Sunburn
Alternatif: New Born


Absolution Tour DVD
2005/Universal
****
Grubun 2004 Glastonbury Festivali'nde sergilediği performans kısa bir süre sonra bir DVD'ye dönüştü. DVD'de festival kayıtlarına ilaveten Absolution albümünün ardından çıktıkları turne sırasında kaydedilmiş dört ekstra şarkı daha yer alıyor. Adını grubun son albümünden almış olsa da 85 dakika uzunluğundaki bu DVD'de ilk iki albümden de parçalar var.
En baba şarkı: Hysteria
Alternatif: Butterflies and Hurricanes

HARP CD+DVD
2008/Universal
*****
Bir CD, bir de DVD'den oluşan görkemli bir çalışma. 72 dakikalık CD'de grubun 16 Haziran 2007 tarihinde Londra'nın Wembley Statı'nda verdiği konserin kayıtları yer alırken, yaklaşık 100 dakika uzunluğundaki DVD grubun aynı yerde bir gün sonra verdiği konseri içeriyor. Grup şarkılarını canlı canlı yorumlarken bol bol sample kullanmayı da ihmal etmiyor.
En baba şarkı: Micro Cuts
Alternatif: Map of the Problematique
The Billboard 200 #46


Albümlerden önce EP'ler vardı
Muse elemanları ilk albümleri Showbiz'i yayınlamadan önce çıkardıkları EP'ler sayesinde sınırlı da olsa bir hayran kitlesi edinmişlerdi. Bu EP'lerin ilki olan MUSE EP 1998/Dangerous *** grupla aynı adı taşıyordu ve sadece 1000 adet basılmıştı. İçinde sadece dört parça bulunan EP'deki şarkılardan üçü (Overdue, Cave ve Escape) daha sonra yeniden kayıt edilerek ilk albümde yer aldı, dördüncü şarkı Coma ise Cave single'ının B yüzüne kondu. Grup albümleri yayınlanmadan önce yine 1000 adet basılan ikinci EP'lerini çıkardı. Muscle Museum EP 1999/ Dangerous **** adını taşıyan EP'ye adını veren şarkı daha sonra birkaç kez daha single olarak yayınlandı ve sonunda grubun en büyük hit'lerinden birine dönüştü. Grubun Random 1-8 adını taşıyan üçüncü EP'si ise 2000 yılında sadece Japonya'da piyasaya çıkarıldı.

Daha daha nerede varlar?
Muse 2000'lerin başından itibaren gitgide yükselen bir başarı grafiği yakaladı. Önce ülkeleri İngiltere, Avrupa ve Asya'da tanındılar, bir önceki albümleriyle birlikteyse isimlerini Amerika kıtasına taşımayı bildiler. Popülerlikleri genişledikçe şov dünyasında onların şarkılarına gösterilen ilgi daha da arttı. Son olarak şarkıları "Supermassive Black Hole" Twilight filminin soundtrack'inde yer aldı. Grup 2002 yılında savaş mağduru çocuklar yararına kaydedilen Warchild Presents- 1 Love/ B-Unique ***** projesinde, 1960'lı yıllarda Animals grubunun dünyaya tanıttığı geleneksel bir şarkı olan "The House Of Rising Sun"ı yorumladı. 2007 yılında ise konuk oldukları Jools Holland'ın TV şovunda canlı olarak çaldıkları şarkılar arasından seçilen "Knights of Cydonia" ile Later With Jools Holland/ Universal **** albümünde yer aldılar. Grup bir başka eski pop şarkısı olan "Can't Take My Eyes Off You"u da 2002 senesinde cover'ladı. Grubun bir single'ının B yüzünde yer alan bu yorum aynı yıl Paris Dernière: Volume 3 adını taşıyan karışık bir albümde yer aldı.
Muse ve İngiltere listeleri için tıklayın