Milliyet Gazetesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milliyet Gazetesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.07.2011

Orijinal Dizi Müzikleri #7 - Columbo

7" Vinyl (1972 Made In UK/RCA 2182)
Side A: Theme From Cade's County -Henry Mancini & His Orchestra
Side B: Mystery Movie Theme -Henry Mancini & His Orchestra

7" Vinyl (Unknown Date Made In Japan/RCA SS 2383)
Side A: Mystery Movie Theme -Henry Mancini & His Orchestra
Side B: The Ironside Theme -Henry Mancini & His Orchestra

70'li yıllarda ülkemizde en sevilen dizilerin başında gelen Komiser Kolombo'nun, elinden purosunu düşürmeyen, eskimiş pardesülü, kırık dökük araba sahibi unutulmaz dedektifini canlandıran Peter Falk Haziran ayının 24'ünde aramızdan ayrıldı. 83 yaşındaki ünlü aktörün vefat haberini almadan birkaç saat evvel ne tesadüftür ki; dizinin 11. sezonuna ait 1,5 saatlik Butterfly In Shades Of Grey adlı bölümünü İnternetten indirmiş ve seyretmeye hazırlanıyordum (Bu bölümün cinayet zanlısı da bir başka eski dost; Uzay Yolu'nun Kaptan Kirk'ü yani William Shatner).
Dizinin üç bölümünü içeren ve ülkemizde yayınlanan tek DVD'sini ise iki ay evvel tekrar izlemiştim. CNBC-e dergisinin Haziran sayısı için hazırladığım dosya için 20 Ünlü Dedektif'i seçmeye hazırlanırken aklıma gelen ilk isim de Dedektif Kolombo olmuştu. Kısacası yıllar sonra Columbo'ya tam tekrar kavuştum derken aniden yitiriverdim... TRT televizyonunda ilk bölümü 12 Ekim 1975 yılında ekranlara gelen dizi daha ilk bölümünden itibaren büyük bir ilgi gördü.
İlk olarak 1960 yılında The Chevy Mystery Show'un bir bölümünde Bert Freed tarafından canlandırılan Kolumbo karakterinin yeni sahibi olarak Peter Falk rolüyle öyle özdeşleşmiş görünüyordu ki salaş kıyafetli bu takıntılı komiseri canlandıran oyuncunun kim olduğu da kısa zamanda TRT izleyicileri tarafından merak edilmeye başlandı, Peter Falk'un geçmişi kısa sürede didik didik edildi. Bazı kaynaklara göre aktör daha önce CIA'ye başvurmuş, ancak tek gözü görmediği için reddedilmişti. Bazı kaynaklara göreyse Falk yıllar önce gemilerde ahçı yamaklığı yaparak patates soyarken sol eğilimli bir sendikaya üye olmuş (patates soymakla sendikaya üye olmak arasında nasıl bir bağlantı olduğunu anlayabilen beri gelsin!) ve bu nedenle "mim"lenmişti.
Hiçbir bölümünde kendisini göremediğimiz Bayan Columbo'nun kim olduğuna dair izleyicileri aydınlatma görevi de yine gazetelerimize düşmüştü. Eski eşinden o sıralarsa henüz boşanmış olan Peter Falk'un eski karısı ve yeni evlendiği eşinin yanı sıra o günlerde Amerikan televizyonlarında gösterilen Bayan Kolumbo adlı spin-off dizisinin başrolünde yer alan aktris de ayrıntılı şekilde gazete sayfalarımızda yer almayı başardı.
Komiser Kolumbo kısa sürede Türk TV-izleyicileri tarafından o kadar çok sevildi ki, sadece TRT ekranlarına sığamayacağı kısa sürede anlaşıldı. Daha dizinin gösterime girşinin üzerrinden bir ay geçmeden telif hakkı ödenmeden Komiser Kolumbo kitapları Türkçe'ye çevrilerek korsan kitap evleri tarafından piyasaya sürüldü. Bu kitapların yayın hakkı kendilerinde olmasına rağmen elini çabuk tutamayan Milliyet Yayınları ise gazetelere verdikleri ilanlarla okuyucuyu uyarmaya çalıştılar ve bir süre sonra kendi çevirilerini basarak satışa çıkardılar.
Sağ gösterip sol vuran tavırlarıyla kısa sürede halkımızın gönlünde taht vuran Komiser Kolumbo'nun bu kadar ilgi görüp sevilmesindeki en büyük paylardan biri hiç kuşkusuz Peter Falk'u seslendiren tiyatro sanatçısı Savaş Başar oldu. Kısa sürede piyasayı Savaş Başar'ın sesini taklit ederek konuşan insanlar sardı. Bunlardan bazıları taklitte o kadar başarılı oldular ki Savaş Başar'la yan yana geldiklerinde bile birçok kişi Kolumbo'yu seslendirenin kim olduğunu anlayamadı (Bu linkte Savaş Başar'ın başından geçen ilginç bir anekdot yer alıyor).
1985 yılında henüz çok gençken kaybettiğimiz Başar'ın sesi o kadar karakteristikti ki, günlük yaşamında sanatçının sesini duyanlar Komiser Kolombo geldi sanırdı. Son yıllardaki dublajlarda ise Kolombo'yu Sezai Aydın seslendiriyor. Ne yazık ki Aydın'ın sesi bu nev-i şahsına münhasır karaktere rahmetli Savaş Başar'ınki gibi "cuk" oturmamış.
1976 yılı geldiğinde sahnelere çıkıp da Kolumbo taklidi yapmayan komedyenlere neredeyse kız vermiyorlardı desek yeridir. Bu taklitler o kadar çoktu ki bunlardan bazıları TRT'nin pazar kuşak programlarında bağımsız skeçler olarak kendilerine yer bile buldu.
70'li yıllar boyunca Hey dergisinin sayfalarında binbir kılığa bürünen ünlü şarkıcılarımızdan Ersen de Kolumbo rüzgarından faydalananlar kervanına katılmakta gecikmedi ve Hey okurları için kendisiyle Komiser Kolumbo arasındaki benzerliklerden yola çıkarak bu kez Peter Falk havalarında pozlar verdi.
Rolling Stone dergisinin kapağına taşıdığı ender televizyon karakterlerinden biri olan Columbo'nun ilk adının Frank olduğu dizinin ilk sezonlarına ait bölümlerinden birinden anlaşılsa da ilerleyen sezonlarda karısının ona Lieutenant (Yüzbaşı) diye seslendiği görülür.
Sabit bir jeneriği bulunmayan Columbo'yu diğer polisiyelerden ayıran önemli bir farkı da her bölümde tekrarlanan bir melodiye sahip olmamasıydı. 20 yıl kadar süren TV serüveninde Columbo'nun müziklerini 10'dan fazla müzisyen tarafından hazırlandı. Dizinin 1971'den 1977'ye kadar süren yaklaşık 40 bölümünde Henry Mancini'nin NBC Mystery Movie kuşağı için hazırladığı Mystery Movie Theme kullanıldı. İngiltere'de 1972 yılında 45'lik plak olarak da yayınlanan Mystery Movie Theme, aynı dönemlerde farklı bir B yüzüyle Japonya'da da piyasaya çıkarıldı.

Bu Seride Daha Önce Yer Alan Dizi Müzikleri:
#6 - Mission: Imposible (Görevimiz Tehlike)
#5 - Police Woman/ Police Story (Kadın Polis/Polis Dosyası)
#4 - Baretta
#3 - The Persuaders (Kaygısızlar)
#2 - Charlie's Angel (Çarli'nin Melekleri)
#1 - Bonanza (Doludizgin)

15.05.2011

1975 Eurovision Şarkı Yarışması 3.Bölüm: Büyük Final

Türkiye elemeleri oldukça olaylı geçen 1975 Eurovision Yarışması'nda ülkemizi temsil edecek ilk şarkı çekilen kura sonucu belli olmuştu. TRT'nin düzenlediği final gecesinin ardından yayınlanan ilk Hey dergisinin kapağında bu nedenle, sadece ilk temsilcimiz unvanını kazanan Semiha Yankı değil, yarışmada ipi onunla birlikte göğüsleyen Cici Kızlar da yer alıyordu. Elemelerde ve final gecesinde Ali Rıza Binboğa ve Cici Kızlar'a daha fazla ilgi göstermiş olsalar da, müzikseverler sonuçlar belli olduktan sonra Semiha Yankı ve şarkısı Seninle Bir Dakika'ya da sahip çıkmakta gecikmediler. O günlerin gazetelerinde hemen her gün, diğer ülkelerdeki müzik otoritelerinin şarkımızı ne kadar da çok beğendiklerine dair birkaç habere rastlamak mümkündü.
22 Mart 1975 tarihinde İsveç'in Stockholm şehrinde yapılacak olan büyük final gecesine şarkıcımızı gönderirken bu nedenle milletçe umutluyduk. Birincilik biraz hayal gibi görünse de ilk üçe girmemiz işten bile değildi; o da olmazsa ilk beşte garanti biz de vardık. En büyük şanssızlığımız; ilk kez katıldığımız yarışmada ilk temsilcimizin sahneye -uğursuz rakam olan- 13.sırada çıkacak olmasıydı. Ancak sıra Semiha Yankı'ya gelip ayak topuklarına kadar inen siyah basma entarisi ile sahnede şarkısını söylemeye başlayınca milletçe anladık ki; başka handikaplarımız da mevcuttu (Mesela; görsellik!). Henüz 18 yaşını bile doldurmamış, 40 kg. ağırlığındaki Semiha Yankı'ya menajerinin aldığı giysilerin hiçbiri uymamış, bu nedenle son anda, kendisini orta yaşlı bir kadına çevirecek olan bu elbisede karar kılınmıştı.

Bir yıl önce ABBA'nın ipi göğüslediği Eurovision Şarkı Yarışmasını 1975 yılında Hollanda'yı temsil eden Teach In grubu Ding-A-Dong adlı şarkısıyla kazandı. 152 puanla birinci olan Hollanda'ya ülkemizden sadece 4 oy giderken, hiç puan vermediğimiz Monako'dan bize 3 puan gelmişti.

Sonuçları vatan sathında büyük hayalkırıklıkları yaratan bu ilk Eurovision maceramızın yankıları yarışma sona erdikten sonra da devam etti. Hüsran dolu bu neticeyi bazıları şarkımızın Türkçe olmasına bağlarken, ortak kanaaat; yarışmaya politika bulaştığı yönündeydi (Bu "ortak kanaat"in, aradan geçen 35 yıla rağmen hâlâ geçerli bir mazeret olarak kabul edilmesi de "takdire şayan bir davranış biçimi" olsa gerek!).

10.05.2011

1975 Eurovision Şarkı Yarışması 1.Bölüm: Türkiye Elemeleri

Yüksek Sadakat, Eurovision Şarkı Yarışması'nda telefonla oylamalar başladıktan sonraki dönemdeki en başarısız sonucu aldı ve yarı finalleri geçip hafta sonunda Düsseldorf'ta yapılacak finale kalmayı başaramadı. Bu nedenle bu yılın Eurovision finali bizim açımızdan hiç de eğlenceli geçmeyecek. Sertab Erener'in 2003'te aldığı birincilik sonrasında gözümüz kamaşmış olsa da 30 yaşın üstündeki müzikseverler gayet iyi hatırlar; Eurovision mazimiz bu seneki hayal kırıklığını üçe- beşe katlayacak birçok yılla doludur. Bu hayal kırıklıklıklarının ilk ve en unutulmaz örneğini ise, elbette ki Eurovision'a ilk katıldığımız yıl olan 1975'de yaşamıştık.

Eurovision Şarkı Yarışması'nın ülkemizde ilgi görmeye başlaması 60'lı yıllarda başlıyor aslına bakarsanız... 1966'da yarışmayı kazanan Avusturyalı Udo Jürgens'in Merci Cherie'si, 1967'nin galibi İngiliz Sandie Shaw'un Puppet In The String'i, 1968'in ikincisi Cliff Richard'ın Congrulations'ı, dört ülkenin ortaklaşa birinci oldukları 1969 yılında İngiltere'yi temsil eden Lulu'nun Boom Bang-A-Bang şarkısı tüm Avrupa'da olduğu gibi ülkemizde de çok sevilmiş ve plakları oldukça yüksek tirajlarda satılmıştı. Ancak Eurovision'un adını her eve kadar yaymayı başaran 1973 senesinde Lüksemburg adına katıldığı yarışmayı kazanan Anne-Marie David oldu diyebiliriz. Yarışmada Tu Te Reconnaitras adıyla Fransızca söylediği şarkısını hemen akabinde Almanca, İngilizce, İspanyolca ve hatta farklı sözlerle iki kez de İtalyanca kaydeden David, aynı yıl ülkemizi de ziyaret etmiş; hiçbir yerde görmediği bir ilgiyle karşılaşınca işi Türkçe bir albüm yapmaya kadar götürmüştü. Anne-Marie David'den bir sonraki yıl yarışmayı kazanacak olan ABBA ise kısa sürede dünyanın en çok plak satan üç grubundan birine dönüşecekti (2007'nin Nisan ayında Billboard Türkiye'de, kısa da olsa Eurovision'un yarım asırlık tarihini yukarıda yer alan yazıda ele almıştım).
70'li yılların ortasında, televizyonların yavaş yavaş herkesin evine girmeye başladığı günlerde, Ecevit Hükümetinin TRT'nin başına İsmail Cem'i getirmesi birçok önemli gelişmeyi de beraberinde getirir. 1974'ün yaz aylarında hükümetin Kıbrıs'a çıkartma yapmayı planladığı günlerde alınan bir kararla ülkemizin bir sonraki yıl Eurovision Şarkı Yarışması'na katılması kararlaştırılır. Bunun için bir yönetmelik hazırlayan TRT kurumu, bestecilere ve şarkı sözü yazarlarına bir çağrıda bulunarak yarışmaya katılmalarını ister.
Eser sahiplerinin kimler olduğunu bilmeyen seçici kurul, sadece bir rumuzla gönderilmiş olan 105 şarkı arasından 17 tanesini seçer ve bunları 1974'ün Eylül ayı ortalarında kamuoyuna duyurur (Milliyet gazetesinin yukarıda yer alan haberinde eser isimleriyle rumuzlar birbirine karıştırılmış, bazı şarkıların isimleri yazılırken bazılarının da rumuzları şarkı ismi olarak gösterilmiş).
Finale kalan 17 eser arasında yer alan Selçuk Başar bestesi Umut'u seslendiren Şenay, orkestra konusunda getirilen kısıtlamaları ileri sürerek kısa bir süre sonra yarışmadan çekilir. Bestesi -Şanar Yurdatapan ve kardeşinin Atilla Özdemiroğlu'yla beraber kullandıkları bir takma ad olan- "Tuğrul Dağcı"ya ait, sözlerini Nino Varon'un yazdığı Boşver adlı şarkının bir Fransız şarkısından "çalıntı olduğu" iddia edilince şarkıyı yorumlayan Nilüfer de yarışmadan çekilme kararı alır (Aşağıdaki Hey dergisi sayfalarında, Nilüfer ve ekibinin şarkılarının çalıntı olduğuna dair ileri sürülen iddialara verdikleri cevaplar yer alıyor).
Aslında "çalıntı" olduğu iddia edilen tek eser Nilüfer'in Boşver'i değildir. Günümüzde Bulutsuzluk Özlemi'yle anılan Nejat Yavaşoğulları'nın Nejat-Reha ikilisi olarak seslendirdiği kendi bestesi Caniko'nun da başkasına ait bir beste olduğu ileri sürülmektedir. Ancak bu iddia ispatlanamaz ve Caniko müzikseverlerin gözünde aklanarak yarı finalde yarışmayı hak eder.
TRT'nin 1975 yılının Şubat ayının ilk haftasında düzenlediği yarı final aşamasında jürinin ve halkın oylamasıyla 15 şarkıdan sekizi finale kalır.
Ali Rıza Binboğa'nın şarkısı Yarın halk oylamasında yüzde 35'i aşan bir oranla birinci seçilmesine rağmen TRT jürisinin kararı daha ağır basar ve jürinin seçtiği ilk iki şarkı olan Seninle Bir Dakika ile Delisin birinciliği paylaşır. Yönetmelikte yer almamasına rağmen TRT yetkilileri birincinin kurayla saptanmasına karar verir ve Cici Kızlar'ın seslendirdiği Atilla Özdemiroğlu şarkısı Delisin çekilen kurayı kaybeder. Böylece Hikmet Münir Ebcioğlu'nun sözlerini yazdığı Kemal Ebcioğlu'nun bestelediği Seninle Bir Dakika ile Semiha Yankı ülkemizi Eurovision'da temsil edecek ilk isim olur.
Basının ve kamuoyunun ilgisi yarışma sonuçlandıktan sonra Semiha Yankı adlı henüz 18 yaşındaki bu genç şarkıcı üzerinde yoğunlaşır. Ailesiyle birlikte daha önce bir sirkte akrobatlık yapan Yankı, ağabeyinin gösteri yaparken düşüp ölmesi nedeniyle bu işi bırakmış ve şarkıcılığa soyunmuştur. Semiha Yankı'nın dram dolu mazisi, Eurovision'da bizi temsil edecek ilk şarkımız olan Seninle Bir Dakika'nın hüzünlü yapısıyla da bire bir örtüşmektedir.
Türkiye'deki elemeleri -TRT yetkililerinin birazcık yardımıyla da olsa- geçmeyi başaran Seninle Bir Dakika'nın önünde artık daha zorlu bir yarış vardır. 22 Mart 1975 gecesi yapılacak final gecesinde alınacak sonucun çok iyi olacağına dair basın mensupları, müzisyenler ve halkımız tamamen hemfikirdirler. Herkes yarışmanın yapılacağı gece TRT ekranlarının karşısında konuşlanmış, olası bir zaferi kutlamaya hazırlanmaktadır.

Sonraki Bölümde; 1975 Eurovision Şarkı Yarışması Elemelerinde dinlediğimiz şarkıların yer aldığı tüm 45'likleri (A ve B yüzlerindeki şarkılar, kapaklar ve plak resimleriyle beraber) bulabilirsiniz. Ayrıca bütün şarkıların yer aldığı iki CD'ye göre ayarlanmış zip dosyalarının linkleri ve -aşağıda minik hali görülen- ev ve el yapımı kapak tasarımı da bu yazıda yer alacak.