1978 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1978 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.05.2011

#81 Sezer Güvenirgil - Aşktan da Öte

45'lik Plak (Öncü 0009)
A Yüzü: Aşktan da Öte (Melih Kibar/Çiğdem Talu)
B Yüzü: Yazık Değil mi? (Melih Kibar/Çiğdem Talu)

Bu yazının yazıldığı gün, Kanaltürk'te yayınlanan Derya Baykal'ın programı Derya'nın Dünyası'na katılan konuklarından biri Sezer Güvenirgil'di. Tam da bu sayfada yer alacak resimleri hazırladığım dakikalara denk gelen bu programda Güvenirgil'in hâlâ ne kadar genç göründüğünü görmek beni oldukça şaşırttı. Zira sanatçının Ekrem Bora'yla başrolünü paylaştığı ve Osman Seden'in yönettiği ilk filminin çevrim yılı ta 1963'e uzanıyor. Vikipedi'de ilk filmi olarak 1966 tarihli Beş Fındıkçı Gelin yazıyor olsa da Güvenirgil'in sinemaya girişi aslında daha da eski (İşin tuhafı, Vikipedi'de yazdığı gibi sanatçının doğum yılının 1949 yılı olduğunu kabul edersek; henüz 14 yaşındaki çocuk yaştaki bir kızın o günlerde 31 yaşında olan Ekrem Bora'nın sevgilisi yapıldığını da kabullenmemiz gerekiyor)...
Sezer Güvenirgil ilk filminden sonra kısa bir süre sinema salonlarından uzaklaşır. Geri dönüşü, Milliyet Gazetesi tarafından düzenlenen Türkiye Güzeli Yarışması'nda üçüncü seçileceği 1966 yılında gerçekleşir. Güvenirgil aynı yıl Ses Dergisi'nin Kapak Kızı da seçilir. Böylece Yeşilçam'a sağlam adımlarla sıkı bir geri dönüş yapar. 1972'ye kadar peşpeşe çevrilen 10'larca filmin ardından Yeşilçam'da ibrelerin seks filmlerine doğru kayması nedeniyle Güvenirgil sinema salonlarından sahnelere transfer olmaya karar verir.
Sezer Güvenirgil, 70'li yıllarda şov yıldızları arasında oldukça yaygın bir eğilim olan sinemadan sahnelere transfer olayını gerçekleştirdikten sonra bir de "plak sahibi olma"sının kendisine getireceği avantajları düşünür ve Çiğdem Tunç'la Melih Kibar'ın kapısını çalar. O günlerde Erol Evgin'le birlikte yaptıkları ortak çalışmalarla büyük bir başarı kazanmış olan ikili Güvenirgil'e ellerinde bulunan Aşktan da Öte ve Yazık Değil mi? adlı iki şarkılarını verir. Güvenirgil stüdyoya girerek seslendirdiği bu iki güzel şarkıyı 1978 yılında Öncü Plak etiketiyle 45'lik plak olarak piyasaya çıkartır.
Plak piyasaya çıkar çıkmaz büyük ilgi görür. Hey dergisi plağa beş üzerinden dört yıldız verirken "Sezer Güvenirgil'in ilk plağında gelecek için büyük umut vaad ettiği"ni belirtir. "Aşktan da Öte'nin nefis bir beste olduğu"nun altını çizen dergi, "Sezer Güvenirgil'in de bestenin hakkını çok iyi verdiği"ne dikkat çekmeyiş ihmal etmez.
A yüzünde Aşktan da Öte, B yüzünde ise Yazık Değil mi? adlı iki Melih Kibar/ Çiğdem Talu çalışmasının yer aldığı ilk Sezer Güvenirgil 45'liği yayınlandıktan kısa bir süre sonra Hey dergisinin listelerine de girer; 20 şarkılık Haftanın 45'likleri listesinin zirvesine çıkamasa da ilk üç sıraya kadar yükselmeyi başarır.
İlk plağı yayınlandıktan sonra, zaten her daim arasının iyi olduğu müzik ve magazin basınıyla arası daha da iyi olan Güvenirgil 1978 yılının Eylül ayında Hey dergisine bir kez daha kapak olur. "Sezer Güvenirgil 'Bale'ye dönüyor" başlığının yer aldığı kapakta nedense deniz kenarında mayolu bir poz verme ihtiyacı hisseden Güvenirgil istemektedir. Eski bir balerin olduğu için eski formuna en fazla dört ay içinde döneceğini düşünen sanatçının hesabı ne yazık ki tutmaz ve bir yıl sonra Eylül 1979 tarihinde yine aynı dergiye, yine "Sezer Güvenirgil baleye dönüyor" başlığıyla bir kez daha kapak olur (Bu ikinci "dönüş" müjdesi Hey dergisinin kapağında bu kez daha inandırıcı bir kıyafet olan balerin giysileriyle desteklenmiş!).
Sezer Güvenirgil'in müzik kariyeri sahnelerde uzun süre devam etmiş olsa da plaklar üzerinde sadece bu ilk 45'liği ve 1982 yılında Yaşar Plak tarafından yayınlanacak olan "Mutluluğun Bedeli" adlı 33'lüğüyle sınırlı kaldı. Ne Aşktan da Öte ne de Yazık Değil mi? bugüne kadar Sezer Güvenirgil'in sesinden CD formatına aktarılmadı. Hayranları 1990'lı yılların sonlarında o günlerde evli olduğu arabesk şarkıcısı Yunus Bülbül'le birlikte hazırladığı Bücür Cadı adlı dizi sayesinde Güvenirgil'i uzun süre ekranlarda izlemek şansını (ya da diziyi göz önüne alırsak; şanssızlığını) yakaladı.

2.05.2011

#82 Sevda Karaca - Tanımazsın Beni/ Çık Ortaya

45'lik Plak (Kervan Plakçılık 142)
A Yüzü: Tanımazsın Beni (Rıfat Şanlıel/Ülkü Aker)
B Yüzü: Çık Ortaya (Biddu/Ülkü Aker)

Türk halkı Sevda Karaca'yla ilk olarak sinema salonlarında tanıştı. 1971 yılında Turgut Demirağ'ın yönettiği Üç Kızgın Cengaver onun ilk filmi oldu. Bu filmin afişlerinde Karaca'nın adı "üç kızgın cengaver" Cihangir Gaffari, Erdo Vatan ve Suphi Tekniker'in hemen altında Beyza Başar ve Melike Çamay'ın üzerinde yer alıyordu (Turgut Demirağ ve Rüçhan Çamay'ın kızı olan Melike, daha önce de başka filmlerde rol aldı mı bilmiyorum ama Üç Kızgın Cengaver'in afişinden anladığım kadarıyla; 1974 yılında Melike Demirağ olarak isminin yazıldığı Arkadaş filminden üç yıl önce bu filmde annesinin soyadı ile yer almış! Bu arada bilmeyenler için not düşeyim; aşağıdaki afişte en sağda yer alan "cengaver"i yani Suphi Tekniker'i -biraz yaşlanmış haliyle- şu günlerde Adını Feriha Koydum dizisinde Feriha'nın babası rolünde izliyoruz).
Sevda Karaca'nın aralıklarla da olsa sinema kariyeri 2004 yılına kadar devam etti. Müzik kariyeri ise plaklardan önce sahnelerde başladı. 70'li yılların ilk yarısında, o günlerin en ünlü orkestra şeflerinden biri olan Rıza Silahlıpoda'yla yaptığı kısa süren evliliği onu uzun süre magazin basınının gündeminde tuttu. Karaca 1974 yılında henüz hiçbir plağı yayınlanmadığı ve hiçbir önemli filmin başrolünde oynamadığı halde bu popülerlik -ve biraz da verdiği cüretkar pozlar- sayesinde Hey dergisine kapak olmayı bile başarmıştı.
Sevda Karaca'nın ilk 45'liği 1977 senesinde Kervan Plak etiketiyle piyasaya çıkarıldı. Bir yüzünde Verdiğin Söz Bu muydu?, diğer yüzünde Ayrılan Yollar adlı iki şarkının yer aldığı bu ilk plağı şarkıcıya yıl sonunda düzenlenen Hey Oskarları anketinde Yılın Ümit Veren Kadın Şarkıcıları arasında ikincilik getirdi.
Sevda Karaca'nın ilk 45'liği çok büyük tirajlara ulaşamasa da ikinci plağının ne olacağına dair müzikseverlerde bir merak uyandırmayı başardı. 1978 yılında Tanımazsın Beni ve Çık Ortaya isimli şarkıların yer aldığı ikinci 45'liği yayınlanmadan önce Kervan Plakçılık dergilere verdikleri ilanlarda bu "bekleme" hadisesinin altını çizmeyi ihmal etmeyecekti.
Plak piyasaya çıktıktan sonra Hey dergisinin eleştiri sayfasında hemen kendine yer bulmayı başardı. Beş üzerinden "üç yıldız" verdikleri plakta yer alan ilk şarkı Tanımazsın Beni'yi Hey yazarları, "Piyasada sık sık dinlediğimiz türden bir şarkı" olarak değerlendirirken, diğer yüzdeki Çık Ortaya şarkısını "Diskotek türü müziği ve Noyayr Demirci'nin düzenlemesi" nedeniyle "ilginç" bulmuşlardı.
Her iki yüzünde Ülkü Aker'in yazdığı sözlere sahip şarkılar bulunan ikinci Sevda Karaca 45'liğinin A yüzünde Rıfat Şanlıel'in bestelediği Tanımazsın Beni yer alırken, ne plak kapağında ne de basında yer alan eleştirilerde B yüzündeki şarkının bestecisine dair hiçbir bilgi bulunmuyordu. "Çık çık çık çık çık ortaya çık" tekrarlarıyla hemen dile dolanan bu bestenin gerçek sahibi aslında 70'li yıllarda disko müziğin öncü isimlerinden Biddu idi. Kendi adını taşıyan orkestrası Biddu Orchestra'yla kaydettiği plakların yanı sıra Tina Charles'ı üne kavuşturan prodüktör olarak da tanınan bu yarı Hintli yarı İngiliz müzik adamı 1974 yılında tüm dünyada liste başı olan Kung-Fu Fighting'in de yaratıcılarından biriydi.
Sevda Karaca'nın ikinci plağı 1978 yılının ilk yarısında Hey listelerinde de yer aldı. Günümüzde bile hâlâ hatırlanan ve sevilerek dinlenen iki şarkının yer aldığı plak aynı yılın ortalarına doğru Haftanın 45'likleri listesinin orta sıralarına kadar yükselmeyi başarsa da kısa bir süre sonra inişe geçerek listeden çıkmak zorunda kaldı.
Sevda Karaca'nın ikinci 45'liğinde bulunan iki şarkısı 1978 yılında Kervan Plakçılık etiketiyle yayınlanan ilk albümü Selam'da yer aldı. 1983 yılında Türküola etiketiyle Almanya'da kaset olarak da yayınlanan bu albüm ne yazık ki bugüne kadar CD'ye aktarılmış değil... CD formatına taşınan tek Sevda Karaca şarkısı şimdilik Tanımazsın Beni. Şarkı, Ossi Müzik etiketiyle 2007 yılında piyasaya çıkan Bir Zamanlar serisinin üçüncü albümünde yer alıyor.

16.04.2011

#84 Mehmet Pekün - Zor Dostum Zor

45'lik Plak (Kent/ stx 1115)
A Yüzü: Zor Dostum Zor (Ülkü Aker/ Mehmet Pekün)
B Yüzü: Kalbine Sor (Ülkü Aker/ Mehmet Pekün)

Hey dergisi tarafından sesi Al Stewart ve Robin Gibb'e benzetilen Mehmet Pekün, 1976 yılında yayınlanan ilk 45'liğinde sözlerini kendisinin yazdığı Bak Bana ve Dinle Arkadaş adlı iki yabancı besteyi seslendirmişti. Fazla başarılı olamayan ve az sayıda satan bu ilk plaktan iki yıl sonra kaydettiği ikinci 45'liğinde ise Pekün, sözlerini Ülkü Aker'in yazdığı kendine ait iki besteye yer verdi. Sonuç; hem eleştirmenler nezdinde hem de tiraj açısından tam bir başarı... Hey dergisi; tam beş yıldız verdiği Zor Dostum Zor'u "Haftanın, hatta ayın plağı olmaya aday bir 45'lik" olarak değerlendirdi.
Can alıcı sözler, akıcı müzik, birinci sınıf vokal ve ilginç orkestrasyonla Pekün'ün iyi bir çıkış yapabileceğini düşünen Hey dergisi yazarları yanılmadılar ve Zor Dostum Zor 1978 yılının en çok satan plaklarından biri oldu. Aynı derginin listelerinde haftalarca 1 numarada kalmayı başaran plak yıl sonu geldiğinde de sahibinin yüzünü güldürdü. Mehmet Pekün 1978 Hey Oskarları anketinde Yılın Ümit Veren Şarkıcıları dalında Ayşe Mine'nin ardından ikinci sırada yer alırken, Zor Dostum Zor da Yılın 45'lik Plakları sıralamasında yedinci oldu.
Mehmet Pekün 1980 yılında Zor Dostum Zor'a cevaben yazdığı Sabret Dostum şarkısıyla aynı adı taşıyan ilk LP'sini yayınladıktan sonra bir süre suskun kaldı. 80'li yıllarıın ortalarına doğru, o günlerde her yanı kaplamış olan Taverna akımına uyarak piyanosunun başına geçen Pekün arabeskle yoğrulmuş bir tarzla geri döndü.
Sanatçı, Taverna ve Arabesk arasında gelip giden iki LP ve birkaç kasetin ardından 80'li yılların sonlarında tekrar sessizliğe gömüldü.

10.03.2011

#88 Ayşe Mine - Demek ki Öyle/ Sıkı Fıkı


45'lik Plak (Nova Müzik/1017)
A Yüzü: Demek ki Öyle (Demarny/Ülkü Aker)
B Yüzü: Sıkı Fıkı (Tiliakou/Ülkü Aker)

AYRINTILAR: Müzikseverler televizyonun bir gecede meşhur ettiği sanatçıların ilk örneklerinden biriyle 1978 yılında karşılaştı. Nino Varon'un Nilüfer'den sonraki ikinci büyük keşfi diyebileceğimiz, Ayşe Mine adında, o günlerde henüz liseye gitmekte olan 16 yaşında genç bir şarkıcı, İlk 45'liğini 1977 yılının ikinci yarısında piyasaya çıkarmasına rağmen şarkılarının TRT denetimini aşamaması nedeniyle ne yazık ki arzuladığı çıkışı gerçekleştirememişti. Oysa plak piyasaya çıktıktan hemen sonra Hey dergisi tarafından olumlu eleştirilerle karşılanmış; "Parça seçimindeki başarı, genç şarkıcının sesinin gücü, düzenlemelerin güzel oluşu" nedeniyle "Ayşe Mine'nin gelecek için ümit verdiği" ileri sürülmüştü.
LİSTELERDEKİ DURUMU: Bu olumlu cümlelerin akabinde Ayşe Mine'nin ilk plağı Hey dergisinin listelerine girmekte de gecikmedi. Ağır bir yükseliş göstermesine rağmen 1978 yılının ilk haftalarında Haftanın 45'likleri sıralamasının 6.sırasına kadar çıktı ve birkaç hafta orada kalmayı başardı. Ancak televizyon ve radyo desteğinden yoksun oluşu nedeniyle Ayşe Mine'nin bu ilk 45'liği beklenen düzeyde satmadı ve Hey dergisinin listelerini kısa bir süre sonra terketti.
Aradan geçen birkaç ay içinde genç şarkıcının ekranlara çıkmasının önünde duran denetim engeli kalktı ve o günlerin tek kanalı olan TRT'de Ayşe Mine plağında yer alan iki şarkıyı seslendirme fırsatı buldu. Babasının mesleği nedeniyle adı "Yorgancının Kızı"na çıkan bu genç sanatçı birden bire herkesin ilgi odağı oluvermişti.
Düzenlemelerini Onno Tunç'un yaptığı İki Yunan bestesinin üzerine Ülkü Aker'in yazdığı sözler kısa sürede müzikseverlerin diline yerleşti ve plak için dergilere tekrar ilanlar verilmeye başlandı.
Hey dergisinin tarihinde sadece birkaç örneği bulunan bir başarı örneği, bu kez Ayşe Mine tarafından yinelendi; A yüzünde Demek ki Öyle, B yüzünde Sıkı Fıkı adlarını taşıyan 45'lik plak kısa bir süre önce düşmüş olduğu Hey listelerine 10 Nisan 1978 tarihinde her iki yüzündeki şarkıyla 18 numaradan tekrar giriş yaptı.
Ayşe Mine'nin bu ilk 45'liği, 10 hafta sonra bu kez Hey listelerinin 1 numarasına kadar ulaşmayı başaracaktı. Yıl sonu anketlerinde sanatçıya "Yılın Ümit Veren Şarkıcısı" ödülünü kazandıracak olan Demek ki Öyle/ Sıkı Fıkı, aynı zamanda Ayşe Mine'nin pop müzik alanında kendi adıyla yayınlanan tek plak olarak da kalacaktı.
1978 yılında Mum ve Sevdik de Ne Oldu adlarında iki arabesk şarkının yer aldığı bir 45'lik daha yayınlayan Ayşe Mine, 1979 Eurovision elemelerine Attila Atasoy ile birlikte katıldı. İkilinin yarışmada seslendirdikleri Hopşirinini adlı şarkı aynı yıl, B yüzünde şarkının bestecisi Dağhan Baydura'a ait başka bir eserle birlikte 45'lik olarak piyasaya çıktı.
ŞARKILARIN YER ALDIĞI ALBÜMLER: 80'li yılların başından itibaren arabesk tarzında longplay'ler ve kasetler yayınlayan Ayşe Mine'nin pop müzikte kısa süren yolculuğunu, 2005 yılında piyasaya çıkan ve içinde Demek ki Öyle'nin yer aldığı Bir Zamanlar serisinin ilk albümünde kendini keşfeden Nino Varon kaleme almıştı.

1.03.2011

Orijinal Dizi Müzikleri #4 - Baretta


45'lik Plak (Türkiye Baskısı/ West W28)
A Yüzü: Baretta (Keep Your Eye on the Sparrow) - Sammy Davis Jr.
B Yüzü: I Heard A Song - Sammy Davis Jr.

Amerikan ABC kanalında dört sezon süren maceraları 18 Mayıs 1978'de sona eren Baretta'nın ülkemizdeki yolculuğu aynı yılın 16 Eylül'ünde başlamıştı. O yılların tek kanalı TRT'de cumartesi geceleri gösterilen dizi; binbir kılığa giren başkarakteri Dedektif Tony Baretta, beraber yaşadığı papağanı Fred ve en büyük haber kaynağı olan pezevenk arkadaşı Horoz sayesinde kısa sürede bizde de sevildi. Dizinin bu denli sevilmesinin bir başka sebebi ise hiç kuşkusuz jenerik müziğiydi. Dave Grusin ve Morgan Ames'in bu ortak çalışması dizinin ilk sezon bölümlerinin jeneriğinde enstrümental olarak yer almıştı.



İkinci sezonu başlamadan önce Baretta'nın jeneriği olarak kullanılan bestenin üzerine söz yazıldı. Akabinde ünlü şarkıcı Sammy Davis Jr. stüdyoya girerek Keep Your Eye on the Sparrow adı verilen şarkıyı kaydetti. Dizinin sonraki bölümlerinin jeneriğinde sadece bir dakikalık kısmı kullanılan Baretta'nın ana tema müziği Keep Your Eye on the Sparrow, plak olarak 1976 yılında tüm dünyada piyasaya çıktı.



Billboard Hot 100 listesinin kapısından dönen plak ülkemizde, Baretta'nın gösterime girmesinden sonra yayınlandı. 1978 yılının son aylarında West adını taşıyan (yasal/ korsan) bir firma tarafından piyasaya çıkarılan bu 45'liğin ne kapağında ne de plak göbeğinde şarkının asıl ismi olan Keep Your Eye on the Sparrow'a yer verilmemiş, sadece Baretta'nın adı yazılmıştı. (Bu sayfada linki yer alan mp3 kayıtlarını ve plak taramalarını bu yerli baskı 45'likten elde ettim.)
B yüzünde diziyle alakası olmayan I Heard A Song adlı başka bir Sammy Davis Jr. şarkısının yer aldığı yerli baskı Baretta, piyasaya çıktıktan sonra 25 Aralık 1978 tarihli Hey dergisinin plak eleştirileri sütununda beş üzerinden tam beş yıldızla değerlendirildi. Modern bir anlayışla ele alındığı için Baretta's Theme'in yalnızca film müziği olarak kalmadığını düşünen dergi yazarları, şarkının diskoteklerin de gözdesi olacağını düşünüyorlardı.
Plak, eleştirildiği hafta asıl listeye aday 45'liklerin yer aldığı Tip 20 listesine 8 numaradan girdikten üç hafta sonra 15 Ocak 1979 tarihinde Haftanın Yabancı 45'likleri listesine 16 numaradan giriş yaptı. Bir ay sonra da aynı listenin ilk üçüne girmeyi başardı.
O günlerde eski ününü kaybetmeye başlamış olan Sammy Davis Jr.'un mu Baretta sayesinde tekrar gündeme geldiği, yoksa Sammy Davis Jr. sayesinde mi Baretta'nın bu kadar ilgi gördüğü Türk basını tarafından sık sık gündeme taşınmıştı.
Baretta'nın başkarakteri Tony Baretta'yı canlandıran aktör Robert Blake, dizi gösterime girdikten sonra ülkemizde de hemen üne kavuştu. Dizinin ilk bölümünün üzerinden daha iki hafta bile geçmeden Milliyet Çocuk dergisi okuyucularına aktörün posterini hediye etmişti bile...
Hey dergisi ise Milliyet Çocuk'un gerisinde kalmış, ilk Baretta posterini 1978 yılının 23 Ekim'inde okuyucularına ulaştırabilmişti.
Baretta'nın TRT'deki ömrü 19 Ocak 1980 tarihinde, Amerika'da 3.sezonun 18. bölümü olarak gösterilen "Kaçaklar" adındaki bu bölümle sona erdi. 1992 yılının sonlarına doğru, o günlerde yeni yayına başlamış olan Teleon kanalı Baretta'yı yeniden Türk izleyicileriyle buluştursa da aradan geçen yıllar diziye olan ilgiyi oldukça azaltmıştı. Bu nedenle bu ikinci randevu çok uzun süreli olamadı.
Dedektif Baretta aslında 1973-74 yıllarında ABC kanalında gösterilen Toma adlı bir polisiye dizisinin içinde yer alan bir karakter iken, ilk sezon sonunda Toma karakterini canlandıran aktörün diziden ayrılması nedeniyle bağımsız bir karaktere dönüştürülmüştü. Küçük yaşlarda girdiği şov dünyasında ilk büyük hamleyi Baretta sayesinde yapan Robert Blake, dördüncü sezon sonunda dizinin yayından kaldırılmasının ardından sık sık tedavi görmeye başladı. Oldukça çalkantılı bir kariyere sahip olan oyuncunun 2000 yılında evlendiği ikinci eşi bir yıl sonra ölü bulundu. Blake, 2002'de karısının ölümüyle alakası olduğu gerekçesiyle tutuklandı. 2004-2005 yılları arasında devam eden yargılamanın sonunda sanatçı beraat etti.