

(Ossi Müzik 36)
Bonus CD 5.Şarkı: Mamy Blue


Lale Belkıs'ın 2006 yılında, Doğan Kitap'tan "İpek Çoraplar" adında bir de kitabı yayımlanmıştı. Bu kitapta sanatçı kendisini o kadar güzel ifade etmişti ki ben de o sıralar çalışmakta olduğum Akşam gazetesinde yazdığım bir köşe yazısında bu beğenimi dile getirmiştim. Yazıyı okuyan Lale Hanım ertesi gün bana telefon ederek teşekkür etme lütfunu göstermişti. Şimdi Akşam gazetesinin arşivinden silinmiş olan bu yazımı da aşağıda yer vermek istiyorum. Sanatçı hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler; hâlâ piyasada rahatça bulunabilen "En İyileriyle Lale Belkıs" albümündeki şarkıları dinleyebilir ve Naim Dilmener'in yazdığı kitapçıkta yer alan tanıtım yazısını okuyabilirler.

Yıllar yıllar önce bir Lale Belkıs vardı. Daha gencecik bir kızken yurt dışındaki defilelerde bile podyuma çıkmış, hatta kendisi `milli manken` unvanına layık görülmüştü. Sonrasında hem sinemaya hem de sahnelere geçiş yaptı Lale Belkıs. Bu arada şan ve tiyatro oyunculuğu eğitimi almayı da ihmal etmedi. O zamanlar kimse "Mankenden şarkıcı ya da oyuncu olmaz" demiyordu. Zira herkes bilirdi ki şarkıcı olmak için iyi bir sese ve özellikle şarkı söyleme kabiliyetini haiz olmanız gerekirdi, oyuncu olabilmek için de rol yapma yeteneğine...Lale Belkıs o kadar başarılı bir oyuncuydu ki; oynadığı `kötü kalpli kadın` rolleri yüzünden neredeyse yıllarca hepimiz nefret ettik ondan. O bizim gözümüzde Yumurcak`ı güzel ve masum annesi Filiz Akın`dan mahrum eden kadındı. Her zaman Reha Yurdakul`la planlar yapar, tıpkı kendisi gibi güzel, sarışın ve fakat masum Emel Sayınlar`ı, Filiz Akınlar`ı tuzağa düşürürdü. Hale Soygaziler elinden kocasını alır, ama biz yine ondan nefret ederdik.
Ne kadar ikiyüzlü seyirciler olduğumuzun hiçbir zaman farkına varmadık. Kendiyle yüzleşmekten korkan bir toplumun efradı olarak bizden daha fazlası beklenemezdi zaten. Aslında toplum olarak Lale Belkıs`ın kendisine de hep uzaktan baktık, bakakaldık. Hiçbir zaman günümüz 'sanatçılar'ında olduğu gibi bizimle 'enseye tokat muhabbeti' yapmadı. Hem bir `uzak duruş` vardı onda. Podyumlarda yürürken, filmlerde oynarken, `Doğduğum Ev`i `Kendi Düşen Ağlamaz`ı söylerken hep bir `yabancılık` hissi hakimdi kendisine. Hep ziyaretimize gelmiş de bizi tanımaya, anlamaya çalışıyor sandık. Onun duygularına bu yüzden pek önemsemedik. Hep dışarıdan gözlemledik onu. Onun doğuştan `cool` duruşunu bir türlü hazmedemedik. Sarışın, uzun boylu ve güçlü kadınlardan her zaman korkmayı yeğledik.
"Öteki yüzümüz"le yüzleşme vakti
Şimdi nereden geldi aklına durup dururken Lale Belkıs adı diyeceksiniz belki de... Aslında iki gün rastlamasam muhakkak üçüncü günde karşıma çıkıyor onun "Ediz Hunları elinde tutabilmek için ne dolaplar çevirdiği" filmlerinden biri. Talihli günümse; Viking kanı içen bir kraliçeyi canlandırdığı Tarkan maceraları oluyor ekranlarda gördüğüm. Bilgisayarımda ise 20 adet Lale Belkıs MP3`ü her gün sıranın kendilerine gelmesini bekliyor. Lale Belkıs`ı aklıma getirenler bunlar ama Lale Belkıs`ı bu köşede yazmama asıl sebep onun yazdığı ve Doğan Yayınları tarafından basılan "İpek Çoraplar" adındaki otobiyografik kitabı. Lale Belkıs yıllarca kaçtığımız `öteki yüzümüz`ü görmeye çağırıyor bu kitabıyla. Biz yıllar boyunca kendisine husumet beslerken o bize karşı neler hissediyordu merak ediyorsanız, bütün sorularınızın cevabını `İpek Çoraplar`da bulacaksınız. Eminim kitabı okuyunca sizin de yüzünüz bir nebze kızaracak. Ama kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz...
(AKŞAM Gazetesi- 19 Nisan 2006)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder